"Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
"Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir." PANIN
"Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
"Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır." Anonim
"Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir." Tales
"Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
"Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır." GOETHE
"Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur." Montesquieu
"Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır." Lao-Tzu)
Zanan seni değil, sen zamanı kullan. e.yıldırım
"kaldır at çöpe, bayatlamış hatanı akıllı ol koru şu gencecik sevdanı ballı olsun ki aşkın, tatlı kılasın akıp giden zamanı" Erol Yıldırım
Kaçan Zamana ağlayacağına, kaçırmadıklarınla övün... E.Y
Zamanla Lades tutum Gökyüzüne ellerim açıktı Aklımdaydı,ama hile yaptı "Aşkı" avucuma attı... Erol Yıldırım
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben. ŞEMS-İ TEBRİZ
SÖZ UÇAR, YAZI KALIR...
$('#s7').cycle({fx: 'scrollLeft',delay: -3000});
Menü
Anasayfa
ANTOLOJİLER
Biyografi
Kitapları
Yazıları
Şiirler
Ödülleri
Forum
İletişim
Arama
Fotograflar
Kitap Siparişi
Katkıda Bulundukları
ALMANCA / DEUTSCH
Çevirileri
Hakkında Yazılanlar
DEUTSCHE WERKE
AYDINLIĞA AKAN ŞİİRLER
DOSTLUĞA AKAN ŞİİRLER
RENE AKAN ŞİİRLER
BİR BULUT KAYNIYOR
BİR SEVDA DESTANI
BARIŞI KUCAKLASAK
EYLEMİN GÜNLÜĞÜ
DEUTSCH GEDİCHTE 1
DEUTSCH GEDİCHTE 2

İstatistikler [Sayaçlar]
Bugün Tekil : 12
Bugün Çoğul : 21
Toplam Tekil : 39732
Toplam Çoğul : 330760

Anket
Anket Sorusu : İyi bir roman nasıl olmalı?
İyi bir şiir nasıl olmalı? - 3 Kişi
İyi bir öyküde neler ararsınız? - 1 Kişi
İyi bir yazıdaki kriterleriniz nelerdir? - 1 Kişi
Toplam Oy: 5

Giriş Paneli
Kullanıcı :
Şifre :
Hatırla :
BİR SEVDA DESTANI

[CODE]BİR SEVDA DESTANI A-Z TÜM ŞİİRLER



YİTİK SE YOL


yolumu yitirdim
yol isterim ben

gülümü yitirdim
gül isterim ben

düşmüşüm de karar
kara sevdalara

dilimi çözecek
pir isterim ben

Erol Yıldırım

Die Verlorenen Wege


Ich verlor meinen Weg
Ich will ein Weg
Ich verlor meine Rose
Ich will eine Rose
Ich bin
in volle Schwermut gefallen

Ich will einen Lehrer
der meine Hand fest hält,
meine Zunge lösen wird

                                Erol Yıldırım
                                aus " Epos der Liebe "
www.erolyildirim.org






BOYALI BASIN

Dünya basını çalkalanıyor
Bomba gibi bir haber
Pranses Carolin doğurdu
Bir oğlan
Tarih 1984 12 haziran

Hindistan
On bin çocuk öldü açlıktan
Tarih aynı 1884.12 Haziran
Tısssss!...
Çıt yok boyalı basında

Haziran 1984

Erol Yıldırım

Die Farbige Zeitungen

Die Zeitungen der Welt schreien sich an
Eine Nachrichten wie eine Bombe
" Prinzessin Carolin hat ein Sohn "
  Datum: 12 Juni 1984

in Indien sind zehntausend Kinder
an Hungersnot gestorben
datum 12.Juni 1984
psssss! still!
die farbigen Zeitungen sind still!


Erol Yıldırım
aus " Epos der Liebe "
www.erolyildirim.org



YÜREĞİM GEMİCİ FENERİ

Gurbetliğin zulmü çöktü içime
Bir göçmen kuşum susuzum
Maviliğin içinde
Bir gemici feneri yüreğim
Yanıp yanıp dönüyorum
Gitgide sönüyorum

Temmuz 1984
Cannes’te bir akşam vakti

      Mein Herz ist
eine Matrosensfackel


der Kummer der Fremden
befällt mein Herz
Ich bin
einen Auswanderer Vogel
durstig in dem blauen Meer
mein Herz
ist eine Matrosensfackel
es blinkt dreht sich
es erlöscht nimmer


Erol Yıldırım
aus " Epos von Liebe "
www.erolyildirim.org


DENİZLE KUCAKLAŞMA

YAŞAMI KUCAKLAMIŞTI
YENİ BAŞTAN
SONSUZLUĞUNDA OKYANUSUN
GÜNLERİ BİR MARTI ÖZLEMİYLE
İÇİYORDU AĞLARDAN
BU ADAM

İŞİ AŞI OYNAŞI
GÜNEŞ YÜKLÜ MAVİLİKLER

BURADA O VE GÖKYÜZÜ
BİR AVUÇ OLMAKTAN ÖTE
DALGALAR DAĞLAR VE DENİZLE İÇİÇE

BU ADAM
GÖMDÜ ACILARI ÇOKTAN
DAĞLARIN ARDINDAKİ ŞEHRE

BU SON YAZDIĞI MEKTUPTU
DALGALARA TAKILIP GİDEN

ŞU GÖK ŞU DENİZ
YETER DE ARTARDI BİLE
ŞU DOĞA
VE BİR DE ŞU KARASEVDA
BURADA BİR ÖMÜR BOYU
KALIP YAŞLANMAĞA

TEMMUZ 1984
MARSEİLLE/ FRANCE



İLAN

DUYSUN DOST DÜŞMAN
SEVDALIYIM İŞTESEVDALI
KIRKIMDA  YENİDEN
VAR MI BRE YAN BAKAN
HODRİ MEYDAN
SEVGİ OKUNUYOR
BURAM BURAM
YÜREĞİMDEN

SEVDALIYIM SEVDALI
DELİCE, HEY Kİ HEEEY

DAĞINA TAŞINA
KURDUNA KUŞUNA
KURBAN OLDUĞUMUN
DÜNYASI

YALANIM YOK
HER ŞEY HARBİ
BAL RANGİ GÖZLÜM
BİR İÇİM SU SANKİ

HEY GİDİ HEEEYT
BENDEN PES ARTIK
NE ÖLÜRÜM
NEDE ÖLDÜREBİLİRİM

Erol Yıldırım
Aralık 1984 Düsseldorf


BİR MARSİLLE BİR DE O VERONİQ

TUTKİ GÖMDÜN AŞKLARINI
BOYATSIN DİYE YABAN ELLERE

ŞİMDİ BU BOŞA TELAŞ NEDEN
ZATEN BİR KEZ KAZANMADAN
ALIŞMIŞSIN KAYBETMEĞE

TEK SEVDAN VARDI GERİDE KALAN
ONU DA ARMAĞAN ETTİN
ORADA MARSEİILLE'DE VERONİQ'E

Erol Yildirim
Ağustos 1984 Marsilya



BEKLEDİĞİ ADAMDI GELEN

ISLAK ISLAKTI KADIN
YALNIZLIKTAN
ADAMIN MAHMUR
DUMANLI
KARA KARA GÖZLERİ
BİR GEMİCİ FENERİ

KADININ ELA GÖZLERİNDE
YANIP YANIP SÖNEN
ÇÖZÜLMEYE HAZIR BİR
BİLMECE

ADAMIN ELİ YÜREK
DİLİ YÜREK GÖZÜ YÜREK
OKŞUYOR YÜREK
KONUŞUYOR YÜREK

AKIYOR YÜREK SICAK SICAK
YÜREK BOŞALDI BOŞALACAK
ŞAHLANDI ŞAHLANACAK

BİN EL BİN DİL BİN GÖZ
BİNBİR DİLEK BİNBİR SÖZ
GEL GEL GEL...

AKIYOR ZAMAN
KATATLANMIŞ UÇUYOR
ZAMAN
GEL GEL GEL DE
SENİ ALAUIM GECEMİN İÇİNE
YÜREĞİMLE SARAYIM
BİR DOYASIYA ISITAYIM

Erol Yıladırım
Mart 1985 Düsseldorf


ZALIM SEVDAM

Zalım sevdam
Umudum uğruna ölümlere
Düşesi kavgam
Leylam bir tanem yürek yaram
Falım alın yazgım
İnleyen gecem gülen şafağım
Yitik günlerimin açan gülü
Esen yelim balım her şeyim canım

Kim duman yaktı gözlerine
Hangi kafir arzular
Mahmurlaştırdı bakışlarını
Neden döktün zehrimi içime

Çağıl çağıl yarim
Şırıl şırıl baharım
Cıvıl cıvıl kekliğim
Kekik kokulu kır çiçeğim
Yadellerde vatanım
Dilimde ki türküm
Yazamadığım şiirim
Çocukluğum düşüm

Erol Yıldırım
Nisan 1985 Almanya


Aneme

bir gecekondu yoksuluğuydu
buram buram "anem"
o beni saran korku
dün gece yapıştım yakasına
ateşe verdim onu
senin bu gurbet ellerdeki “yitik oğlin”
artık belledi türkülerimizin içindeki
mavzerleşen sesi…
yas bağlayıp da “oğlim” diye
ağlamayasın ha sakın
şafağın söküşü yakın
dik tutasın başını
o kara gözlerinin üstüne
yıkmayasın keman kaşını
“oğlinin gönlünde yatir”
dağ gibi bir koca sevda
tutmuş da bak aha
sarılmış ellerine
dünyanın yedi geçmişine
çomak sokan bilge kişinin
yıkmışım o zalim cehaleti
ele güne karşı
derdi büyük anem “oğline” inan
şafak koca mavi bir yumak
açmış kollarını aha bak
daha ne güne “durirsen”
gel hele gel "anem"
ver o öpülesi ellerini ellerime
ağa zalım, patron eşkıya her ne varsa
dik üzerine gözlerini zalımın çekinme bak
uzak değil artık bize şafak
işte böyle anem
“oğlin” uğruna ölünesi
bir karasevdayı tatmış Pirsultanlaşmış
“anem” gam etme kandine
“oğlim gurbeti vatan tutmuş" diye
bitti bitiyor bu kahırlı çile
bir gün mutlaka yine
başımı koyacağım
o mübarek dizlerine

Erol Yıldırım
Nisan 1985 Düsseldorf


TARSIZ TUZSUZ GÜNLER

YILLARIN BOŞ BEŞİĞİNDE
SÜRÜKLENİYOR YAŞAM
GÜNLER YİTİK ÇARESİZ
TATSIZ TUZSUZ BİR GURBET
UÇUP GİDİYOR İNAN

GÖZLERİN KIR ÇİÇEĞİ
ÇAĞIL ÇAĞIL ESEN
ŞU FIRTINALI YAŞAMDA
SIĞINILACAK TEK LİMANDIN SEN

BAKIŞLARIN ÇİĞDEM ÇİĞDEM AÇAN
YILLARIN BOŞ BEŞİĞİNDE
SÜRÜKLENİYOR YAŞAM
GÜNLER YALNIZ ANLAMSIZ
TATSIZ TUZSUZ
GEÇİP GİDİYOR İNAN
BÖYLE HASRETLİK UZARSA
ÇILDIRABİLİR İNSAN

www.erolyildirim.org
Mayıs 1985 Düsseldorf
 


BİR PARÇA GÖKYÜZÜ ÖZGÜRLÜĞÜM

DENİZ GÜNEŞ VE DOĞA
GURBETİ YIKIP İÇİMDEN
VARACAĞIM DAĞLARA
ÇOCUKLUĞUM BİR MASALDI
ORALARDA

KEKİK KOKUSU KEVEN KOKUSU
EL EDİYOR UZAKLARDAN BANA

GÖKYÜZÜ DAĞLARDA
KOSKOCA MAVİ BİR BALON
DENİZ GEMİLER KALYON

BULAMADIM BENLİĞİMİ
SÜSLÜ KENTLERİN BENCİLLİĞİNDE
VARSIN BU ZENGİNLİKLER SİZİN OLSUN
VERİN YOKSUL DAĞLARIMI BANA
YENİDEN KENDİMİ BULABİLİRİM
ANCAK ORALARDA

ŞANIMI ŞÖHRETİMİ
ÇİÇEKSİZ KIRIK BİR VAZO GİBİ
TERKEDİP YAZI MASAMDA
ALIP YOKSUL GÖNLÜMÜ
ÇIKACAĞIM DAĞLARA…

Erol Yıldırım
Nisan 1985
Cannes / Fransa


SIRILSIKLAM

DURGUN GECEMİN
ARALIK KAPISINDAN
GİZLİCE İÇERİ GİREN
BEKLEDİĞİM KADINDIN SEN

BÖLÜNDÜ BİR KEZ RÜYAM
ARTIK SNSİZ UYUYAMAM

SENİNLE SIRILSIKLAM
ŞU DÜZEN TUTMAYAN DÜNYAM

SÜZÜLÜP DE ARALIK KAPISINDAN
İSTEKSİZ İÇERİGİREN
RÜYAMI BÜSBÜTÜN BÖLEN
BEKLEDİĞİM KADINDIN SEN

YAĞMURDAN ISLAK ISLAKTI YÜZÜN
MAHMUR MAHMUR YAŞLIYDI GÖZÜN
İYİKİ ODAYA KAPIMI ÇALMADAN GİRDİN
NE İYİ ETTİN DE YALNIZLIĞIMI BÖLDÜN

AĞLAM YAR AĞLAMA
AYRILIĞA BEL BAĞLAMA AĞLAMA
ÖLÜM ALLALIN EMRİ
YÜREĞİMİ DAĞLAMA

PARAM PARÇAYDI ZATEN DÜNYAM
SEN DE İYİCE SIRIL SIKLAM ETTİN ONU ANAM..

Erol Yıldırım
Mayıs 1985 Düsseldorf

GÖZLERİN

Tek dileğim senden
Kaçırma o özgürlüğümü
Gerei getiren
Önünde diz çöktüğüm
Dünyalarımı benden

Çekinme aç gül yüreğini
Benim gibi yiğitçe
Sevdalıyım sevdalı
Seviyorum işte de
Fırtınalar koparsın
Gönlünde sevda yeli

El alemden bize ne
Bozmuşlarsa geceyi
Biz yeni başladık
Çözmeye bilmeceyi

Bir ben bir sen
Bir de o del yüreğim
Biliyorsun yavrum
Sevgisiz yaşayamıyorum…

Erol Yıldırım
Mayıs 1985 Düsseldorf

 HASRET YÜKLÜ GECELER

içimde bir boşluk
derin mi derin
hasret yüklü geçmiyor
sensiz gecelerim

kaydırak taşıyım
loş sokaklarda
sürükleniyorum
param parça

bin parça gönlüm
sönmeden yanıyorum
boşalan şu dünyamda
hep seni arıyorum

bir yanda geçmişim
ağır mı ağır
diğerinde geleceğim
coşkulu bağır bağır

içimde bir boşluk
derin mi derin
hasret yüklü
geçmiyor gecelerim

Erol Yıldırım
Mayıs 1985 Düsseldorf

Nächte voller Sehnsucht


In mir ist es leer,
so tief und dunkel.
Meine Nächte sind voller
Sehnsucht ohne dich,
vergeht nicht.

Ich bin der rutschige Spielkiesel
in den dunklen Gassen
und schlendere mich
in einzelne Stücke.

In tausend Teile ist mein Herz
in mir brennt es ohne zu erlöschen.
Ich suche nur dich
in meiner so lehren Welt.

Auf einer Seite ist meine Vergangenheit
so schwer wie nie
Auf der Anderen meine Zukunft
wie verrückt nach dir schreiend.

In mir ist es leer
so tief und dunkel.
Meine Nächte sind voller
Sehensucht ohne dich
vergeht nicht.


Erol Yıldırım
aus " Epos der Liebe "










EL ELE

HANİ ANLAŞMIŞTIK GÜLÜM
EL ELE SABAHA KARŞI
DUDAĞIMIZDA
İÇİNDE KAVGA AYRILIK
OLMAYAN BİR ŞARKI

GÖĞÜSLEYEREK AĞIRLIĞINI
YÜRÜYECEKTİK ÜZERİNE
YAĞMUR ALTINDA KAYGISIZ
UMUTSUZLUĞUMUZUN

DUR HELE DAHA DÜN BİR
BU GÜN ETTİ İKİ...
BÖLÜK PÖRÇÜK OLMUŞ DÜNYAN
NASIL VARIRIZ BÖYLESİNE YIKIK
YARARAK KARANLIĞI ŞAFAĞA

HANİ YA SÖZLEŞMİŞTİK
EL ELE YAĞMUR ALTINDA
DUDAĞIMIZDA
İÇİNDE ARKADAŞLIK DOSTLUK
SEVGİ DOLU BİR MARŞ

OMUZLAYARAK AĞIRLIĞINI
ŞU SOYSUZ SALTANATIN
TÜRKÜLEŞECEKTİK EL ELE BİRLİKTE
YÜRÜYECEKTİK YAĞMUR ALTINDA
SIRILSIKLAM KARANLIĞIN UMUTSUZLUĞUN ÜSTÜNE

Erol Yıldırım
www.erolyildirim.org
MAYIS 1985 DÜSSELDORF



                              Hand in Hand

hatten wir uns nicht verständigt
meine geliebte Rose
Hand in Hand gegen
den Sonnenaufgang
auf unseren Lippen
ein Lied ohne Kampf
und Trennung
unter dem Regen
ein Wiederstand ohne Angst
gegen unsere Hoffnungsloskeit
wollten wir marschieren
und verschmelzen zu einen Lied

gibt etwas Mühe
gestern war es noch eins
heute sind es zwei
zerbrochen ist deine Welt
wie erreichen wir so Kraftlos
durch die Nacht
die Morgendämmerung

versprechen wir uns nicht
Hand in Hand unter dem Regen
auf unseren Lippen
eine liebvolle Marsch mit Freundschaft
mit Widerstand gegen
die gestohlene Herrschaft
wollten wir marschieren
unter dem Regen
zusammen Hand in Hand
geschlossen gegen Hoffnunglosigkeit
und Dunkelheit

Erol Yildirim

aus " Epos Der Liebe "
www.erolyildirim.org


HAZİRAN

DÜNYANIN BİR UCUNDA SEN
DİĞERİNDE BEN
YÜREKLERİMİZ VURAN
KAÇ ZAMAN SÜRDÜ
GÖZ GÖZE DİZ DİZE
DALIP GİTTİĞİMİZ
BİR BEŞ ON...
BİR O KADAR KAHIR

MAVİ ANILAR YER YER
HALKA HALKA BİRER ZİNCİR
GÖNÜL GEMİMDE FORSAYIM
ZİNCİRİ YÜREĞİMDE TAŞIYORUM
PRANGADA YAŞIYORUM

BİR ÇOBAN DAĞARCIĞI GİBİ
YOKSUL ANILAR ANILARIMIZ
BİR BAŞ ACI SOĞAN
BİR PARÇA KURU EKMEK AZIK
DAĞ SULARI BU YALNIZLIĞA KATIK

ANILAR MAVİ ANILAR ONLAR

BAKIŞIN BÜTÜN BİR DÜNYA
GÜLÜŞÜN BİR ALEM
SÖZ VERİP DE GELMEYİŞİN
BİR DE BEN GÖZLERİNDE ERİRKEN
BÜKÜP ALAYLI DUDAKLARIN SEN
"NE VAR" DEYİŞİN...
VE BENİM TAKVİMDEN SİLDİĞİM
O HAZİRAN...
BÜTÜN BUNLAR MIYDI BENİ ZİNCİRE VURAN

MAVİ ANILAR BİR BİR
HALKA HALKA BİRER ZİNCİR

ÇEKİP UZAKLARA GİDİŞİN
GİDERKEN ARMAĞAM ETTİĞİN GÖZYAŞLARIN
BİR DE HİÇ DÖNMEYECEK GİBİ EL SALLAYIŞIN
VE BENİM TAKVİMDEN SİLDİĞİM O HAZİRAN
BÜTÜN BUNLAR MIYDI BENİ PIRANGAYA VURAN

ÇÖZEMEDİĞİM ELBET
DAHA BİR YIĞIN ZULMET
İÇİMDE SINIRSIZ BİR GURBET

Erol Yıldırım
O 16 Haziran 1985 Kanarya Adaları İspanya


DAYAMIŞIM SIRTIMI GÜNEŞE

Ne bir dağa ne bir ağa
Dayamışım güneşe sırtımı
Denizden esen rüzgar
Bir ak bulut
Sarıyor bedenimi

Mavilikler beyaz dalga
Kapıyorum gözlerimi doyasıya
Yüreğim sanki bir vaha
Açıyorum gözlerimi
Bir bedeviyim
Kumlar çevremde Büyük Sahra

Bu güneş bu deniz
Geçen bahar Marsilya’da
Sevda türküleri söyletmişlerdi bana

Dayıyorum sırtımı denize
İçim serin mi serin
Düşmüyor dilimden türkülerin
“Aşık gibi sevmesen …”
İstemem asla beni
Başka türlü sevmeni
Seveceksen yiğitçe sevmelisin

Ne bir dağa ne bir ağa
Dayadım sırtımı kumlara
Yüreğim kırık mı kırık
Ne zaman türküleşsem
Boğazıma gelip takılır
Giderken armağan ettiğin
Unutamadığım o acı hıçkırık

Erol Yıldırım
Haziran 1985 Kanarya Adaları



YALNIZLIK

SAĞIM DENİZ
ORTADA KUMLAR
KUMLARDA AYAK İZLERİM

BAŞUCUMDA
GÜNEŞ YÜKLÜ GÖKYÜZÜ

YÜRÜYORUM TEK BAŞIMA
GÖLGEMİ SAYMAZSAN YALNIZ

SOLUMDA DENİZ
KUMLARDA AYAK İZLERİM

SAĞIMDA GÜNEŞ
TEPEMDE MAVİ GÖKYÜZÜ

YÜRÜYORUM TEK BAŞIMA
İÇİMDEKİ SONSUZ ÖZLEMİ
SAYMAZSAN YALINIZ...

Erol Yıldırım
Haziran 1985 Kanarya Adaları

Alleinstehen

Rechtsum das Meer
der Sand in der Mitte
meine Fußspuren
              im Sand
der Himmel über meinen Kopf
gefüllt mit der Sonne
Ich gehe ganz allein
wenn nur mein Schatten
nicht dazu zählte

Lincksum das Meer
meine Fußspuren
             im Sand
Rechtsum die Sonne
der blau Himmel über meinen Kopf
Ich marschiere ganz allein
wenn nur meine Sehnsucht
               nicht dazu zählte


Erol Yıldırım

aus " Epos von Liebe "
www.erolyildirim.org



SIRTINDAN DÜNYAYI ATTI ADAM,

Uzandı sırtüstü
Dünyayı sırtından
Yere attı adam
Gelip göğsüne bindi dünya
Dayana birsen dayan

Erol Yıldırım
Haziran 1985 Kanarya Adaları


                           aus "Epos von Liebe
www.erolyildirim.org




ŞAİR BU KARINCAYI DA YAZABİLİR

Savaşın dışında savaşı yazmak
Elbette zor olsa gerek
Ama baharı yaşıyorsa şair
Bal gibi karıncayı da yazabilir

Erol Yıldırım
Haziran 1985 Kanarya Adaları

İŞÇİ KADIN

Neşe taşıyordu insanlar doyasıya
Ve bir işçi kadın siliyordu yerleri kıyasıya

Erol yıldırım
Haziran 1985 Kanarya adaları


NÜFUS CÜZDANI

Kim icat etti sanki
Şu nüfus cüzdanını
Hadi adın anan baban
Neyse ne
Hele şu doğum tarihi
Yok mu ya…
Ben iktidar olursam
Kaldıracağım
Doğum tarihini
Nüfus cüzdanlarından

Verin oyunuzu bana
Yaşlı baylar
Cici hanımlar
Özgürlük isteyen çocuklar
Hele bir geleyim iktidara
Daha neler yaparım neler

Erol Yıldırım
Haziran 1985 Kanarya Adaları


KANARYA ADALARI BENİM NEYİME

KANARYA ADALARINDA
HER ŞEY GÜZEL Mİ GÜZEL
MUHABBET KUŞLARI BİLE
SEVDA YÜKLÜLER

BUNGALODAKİ BENİ HİÇ SORMA
BİR BEKTAŞİ MÜRİDİ GİBİ
BAĞDAŞ KURUP OTURMUŞUM

HEP BENİ BENDE ARIYORUM
DÖNÜYOR DÖNÜYORUM DA
NEDENSE KUŞLAR GİBİ
HAVALANAMIYORUM...

Erol Yıldırım

Haziran 1985 Kanarya Adaları

KANARYA ADALARINDA BİZİM MEMET

Merhaba Memet emmi
Duydun mu sen Kanarya Adaları’nı
Denizi bizim oraların denizi
Mavi mi mavi
Güneşi hiç yabancı değil
Bizim kıraç tarladaki güneş
Kara kuru insanları
Bağ bostan hak getire
Nah böyle koca koca kayalar
Kum tepecikleri bile var
Susuz kurak arazi tarla
Madalyanın öte tarafını hiç sorma
İkiye bölünmüş bizim dünyalı
Ne Marslı ne de uzaylı
Lüks oteller moteller
Apartmanlar bungalolar
Yaşar burada soylular
Beş kıtanın efendileri beyleri
Toplamışlar tası tarağı
Terledikçe suya giriyorlar
Üşüdükçe güneşte pişiyorlar
Şunlara bakın hele
Amaçları bizim gibi
Kara kuru olmak
Bu denli zahmete gerek ne
Verin bizden çaldıklarınızı
Geri
Çarçabuk kalırsınız
Bir kemik bir deri

Erol Yıldırım
Haziran 1985 Kanarya Adaları


BİR SEVDA DESTANI

1.

mavi bulutlu sevincim

ak güvercinli umudum

bahar bahar aydınlıktı içim

memleketim, memleketim, memleketim

hasso emmim yaslı,

zeyno bacım yaslı,

Süphan da yaslı

bir destan bu, binbir yıllık kınında bir kılıç gibi paslı...

11.

yeşildi yeşil başaktı

balta görmemiş ormanlardı

Aras’tı, Dlcle’ydl, Fırat’tı

Selahattin-i Eyyubi’ydi

coşkun akardı taşkın akardı

doğaydı gündü, daha dündü

Şahımerdan özgürlüğüydü

tutupta sırrını çözemediğim

çözüpte ak şiircesine yazamadığım

içimde bir kördüğüm Özgürlüğüm

dizgin tutmayan deli bir aygır gibiyim

yangın dolu gözüm, bıraksalar şahlanırım.

111.

kapandı gece. yağdı gece,

açtı gece, doğdu gün

binbir renkteydl gökkuşağı

altından geçtim dün

ardına bakma dediler, baktım

bir dilek tut dediler, tutmadım

sevginle kucaklaştım desem öte ucunda gökkuşağının.

kim inanır gerçek şu

su gibiydin su çağıl, çağıl

rastladım sana

o kocaman binanın bilmem kaçıncı katında

esiyor bir kayak yeli sevdan gitmiyor başımdan

ben Maraş'lı

ben Tatvan'lı, ben Kars'lı

aklımdan geçmezdi

bir Kerem ile Aslı

bir binbirgece masalı yaşayacağım

ne Sivas’ın kır çiçeğidir gözümde tüten

ne deniz, ne İstanbul, ne hasretim

türküleşmiyor dilimde sen olmadan sensiz
memleketim
tadıyla tuzuyla. göğüyle deniziyle büsbütün bir İstanbul’sun sen Içimde

seninle gökyüzü seninle deniz

seninle kurtuluşum

seninle şafak

seninle Munzur’um,

seninle yeşil, yeşil: başak, başak memleketim

Erol Yıldırım
7 Haziran 1985  Düsseldorf

Epos einer Liebe


1

Eine blaue Wolke meine Freude,
Meine Hoffnung eine weiße Taube,
Die Helligkeit der Lenz ist mein Gemüt;
Du, meine Heimat, Heimat, Heimat…

Onkel “Hasso” traurig, traurig ist auch tante “Zeyno”
                                                         und “Süphan…”
Ein Epos ist,
wie ein Schwert in tausendundeinjähriger Scheide
                                                                verrostet…
11

Es war grün übersät, grüne Ähren waren es,
Es war der Wald, der noch keine Axt sah,
Es war “Aras”, Tigris und Euphrat…
Es war Saladin Ajjubi…

Überschäumend floß er, überschwemmend,
Es war die Natur, der Tag und noch gestern,
Die Freiheit eines Helden über die Kampfarena

Ein Rätsel, dessen Auflösung ich schulde
Und nicht wie ein schneeweißes Gedicht
                                   schreiben konnte…
Ein fester Knoten meine Freiheit…
 
Einem verrückten Hengst gleiche ich,
                                  nicht zu zügeln,
Widerschein der Brände in meinen Augen,
Bäume auf, sobald losgelassen  

111

Zu ist die Nacht, wie der Regen die Nächte,
Sie lösten sich auf und der Tag brach an
Tausendundeinfarbig war der Regenbogen,
                                  den ich durchquerte,
“Schaue nicht zurück”, sagten sie,
                                     ich schaute zurück,
“Spreche einen Wunsch aus”, sagten sie;
                                        ich hatte
                               Wenn ich sage, jenseits des Regenbogens
Begegnete ich deiner Liebe,
                         wer glaubt es mir schon?
                                Die Wahrheit ist es; dem Wasser gleichst du
Dem rasselnd, plätschernd fließendem Wasser…
In wievieltem Stock jenes großen Hauses,
                                            begegnete ich dir

Ein Wind weht, es ist meine inbrunstige Liebe zu dir,
Will mich nicht in Ruhe lassen…
Ich, aus “Maraş”, “Tatvan” und “Kars,”
                         dachte nie daran, daß ich eine Liebe,
                                             wie bei “Kerem” und Aslı”
Einmal Tausendundeine Nacht Märchen
                                                         erleben würde
Weder die Feldblumen aus “Sivas”, was ich vermisse,
Noch die See, “İstanbul” oder meine Sehnsucht,
Kann mein Land, ohne dich zu einem Lied
                                     in meinem Mund werden…
Mit ihrem Geschmack, dem Gewürz,
                                dem Himmel und dem Wasser
Ganz “İstanbul” bist du nun in mir,
                                              du,
                                              der Himmel,
                                              das Wasser,
                                              meine Befreiung,
                                              der Morgengrauen,
                                              und der Berg “Munzur,”
Mit dir, du mein Land, du Grün, du Ähre!



Erol Yıldırım

aus " Epos von Liebe "
www.erolyildirim.org







ŞEYTAN

Şeytan mısın
Tanrı mı ne
Nasıl da yol
Bulup girdin
Yüreğimin içine
Erol Yıldırım
1985 Haziran

Teufel

Bist du der Teufel
oder Gott selbst vieleicht?
Wie du den Weg gefunden
hast in mein Herz
eingedrungen bist
             Erol Yıldırım


SAĞIRSA YÜREK

TELGRAFIN TELLERİNDE HABER
TEZELDEN IRAKLARA GİDER
ŞU KOCAMAN MAVİ BOŞLUKTA
ÇARESİZLİK ÖLÜMDEN DE BETER

FORSA PRANGA
KONTRGERİLLA
HAYIN ZALIMLAR
ÖLÜMDEN ÖTE
BAŞKA KÖY MÜ VAR

YAR KUŞUN KANADIYLA
ÇARÇABUK BİR HABER SAL
YAZKİ "SAKIN YİĞİDİM
UMUDUN YİTMESİN HA
HER GECENİN SONUCU
AYDINLIKTIR MUTLAKA"

HA DIŞARIDA HA İÇERİDE
BİR KEZ YIKILMIŞSAN
FARKI YOK HELE YÜREĞİN
DÖRT DUVAR GİBİ SAĞIRSA

MAVİLİĞE SARILMIŞIM
GÜNEŞİN AVUCUNDAYIM
ASYALI UZAKDOĞULU
AFRİKALI KARDEŞLERİM
KİM DEMİŞ "KARINCA" DİYE
VALLAHİ KOCA BİRER DEV
ÇEKİP SİLKİNSİN YETERKİ
BOYNUNDAKİ ZALIM İPİ

OTURUYORUM ÇERDEN
YEYKİNİYORUM ÇÖPTEN
ELİMDE KAĞIT KALEM
BEN MİNNACIK BİR ADEM

HA DIŞARIDA HA İÇERİDE
BİR KERE YIKILMIŞSAN
FARKI YOK HELE YÜREĞİN
DÖRT DUVAR GİBİ SAĞIRSA

ErolYıldırım
Temmuz 1985 İspanya

YOKSUN YA YANIMDA

Yoksun ya yanımda
Ötesini hiç sorma
Hasretin kollarımda
Ninni söylüyorum ona
Uyuturum diye doyasıya

Erol Yıldırım
Haziran 1985

VEFASIZ

Vefasız olamam senin gibi
Vefa’da bitirdim çünkü liseyi
Erol Yıldırım
Haziran 1985

GURURLANMA GÜZELİM

Bana hasretime şiirler yazıyor diye
Gururlanma güzelim
Yanımda olsan şiirlerim türkü olurdu dilimde

Erol Yıldırım
Haziran 1985


ALMANYA MEKTUBU

GÜNLER KÖMÜR OLDU GEÇMİYOR ZAMAN
SAĞ YANIM GİRİZU SOLYANIM DUMAN
ADIMA KESİLMİŞ HAİNCE FERMAN
KAZARIM KAZARIM KURUMAZ DAMAR
BUNDAN DAHA BETER VAR MI BİR MEZAR
SÜRERİM SÜRERİM TÜKENMEZ YOLLAR
YİĞİT SEVDİĞİNİ BÖYLE Mİ KOLLAR KOLLAR

TANRIYMIŞ KÖR KUŞUN YUVASIN KURAN
TANRIYA KALDIYSA HALİMİZ YAMAN
MADEN ZALIM PATRON VERMİYOR AMAN
KAZARIM KAZARIM KURUMAZ DAMAR
BUNDAN DAHA BETER VAR MI BİR MEZAR
SÜRERİM SÜRERİM TÜKENMEZ YOLLAR
YİĞİT SEVDİĞİNİ BÖYLE Mİ KOLLAR

GURBETTE YABAMCI SILADA MARKÇI
HEP YOLCUYUZ OLAMADIK HİÇ HANCI
ÇEKİLİR DERT DEĞİL AĞUDAN ACI
KAZARIM KAZARIM KURUMAZ DAMAR
BUNDAN DAHA BETER VAR MI BİR MEZAR
SÜRERİM SÜRERİM TÜKENMEZ YOLLAR
E 5'TE AZRAİL PEŞİMİ KOLLAR

KARIM KARA SEVDAM BAĞRIMDA TÜTER
GÜNDÜZÜN DAĞ BAŞI GECEM BİN BETER
SABIRTAŞI OLSA DAYANMAZ YETER
KAZARIM KAZARIM KURUMAZ DAMAR
BUNDAN DAHA BETER VAR MI BİR MEZAR
SÜRERİM SÜRERİM TÜKENMEZ YOLLAR
E 5'TE AZRAİL PEŞİMİ KOLLAR

SEFERDE EV HALKI YOLUMU GÖZLER
KARIN VEREM ANAN İNME DEDİLER
BABAM EMMİM ÇOKTAN GÖÇÜP GİTTİLER
GARİP OZAN LAFLA ONULMAZ YARAM
BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ HER ZAMAN
SÜRERİM SÜRERİM TÜKENMEZ YOLLAR
YİĞİT SEVDİĞİNİ BÖYLE Mİ KOLLAR

EerolYıldırım
Düsseldorf 1985
Bir Bulut Kaynıyor'dan

Brief aus Deutschland


Die Tage sind schwarz wie Kohle,
             es vergeht nicht die Zeit
Rechts Explosionen, links viel Rauch
Die Ungerechten schrieben mein Schicksal
Ich grabe und grabe, es endet die Mine nicht
Ein noch schlimmeres Ende, ist nicht in Sicht
Ich fahre und fahre, es endet der Weg nicht
So schützt kein Held seine Geliebte

Ein Nest für blinde Vögel, soll nur Gott schaffen
Doch angewiesen auf Gott, ergeht es uns übel
Die Miene ist grausam, die Herren kennen
                                                       kein Pardon
Ich grabe und grabe, es endet die Mine nicht
Ein noch schlimmeres Ende, ist nicht in Sicht
Ich fahre und fahre, es endet der Weg nicht
So schützt kein Held seine Geliebte

In der Fremde Ausländer, in der Heimat
                                                  Deutschländer
Wanderer sind wir nur, Herbergsbesitzer
                                     sind wir nie geworden
Unerträglich ist der gift' ge Schmerz
Ich grabe und grabe, es endet die Mine nicht
Ein noch schlimmeres Ende, ist nicht in Sicht
Ich fahre und fahre, es endet der Weg nicht
So schützt kein Held seine Geliebte

Meine Frau, meine Schwermut
                               brennt in meiner Brust
Meine Tage sind schwarz wie Kohle,
Meine Nächte noch viel schlimmer
Es zerbricht selbst der Geduldstein, dem ich dies klage
Ich grabe und grabe, es endet die Mine nicht
Ein noch schlimmeres Ende, ist nicht in Sicht
Ich fahre und fahre, es endet der Weg nicht
Auf der E 5 folgt mir der Todes

Die Familie wartet bereits auf mich
Sie sagten: “deine Frau hat Tuberkulose,
                     deine Mutter ist gelähmt”
Armer Dichter, zu heilen ist mein Schmerz
                                 nicht mit Worten
So war es immer, so darf es nicht mehr sein
Ich fahre und fahre, es endet der Weg nicht
Auf der E 5* folgt mir der Todesengel


                               Erol Yıldırım
                              aus " Epos von Liebe "
                                                                   * E 5: Einzige Autobahn von Deutschland nach Türkei
                                      jedes Jahr, verunglücken viele Reisende.



İKİ BİLİNMEYENLİ DENKLEM
 
GAMLANMA DELİ GÖNÜL GAMLANMA
BU DÜNYA MI, YOKSA ÖTEKİ Mİ DİYE
TUT BUNU VUR ÖTEKİNE
HER ŞEY GÜN GİBİAÇIK
HEP "ALEVERA DALEVERA
KÜRT MEMET NÖBETE ÇIK"
LAF ARAMIZDA EMME
BİZ DE BİRAZ İNEK ŞABANIZ BİRAZICIK
 
HANYA'YI KONYA'YI DERKEN
KURTLAR BİZİM OLAN DÜNYA'YI
ŞARALOP ŞURULOP
HAMBUR HUMBUR LOP
YUTUVERMİŞLER
 
BUNLAR KUŞKUSUZ TANRI'NIN HAS KULLARI
VALLAHİ ŞEYTANA BİLE TERS GİYDİRİRLER KÜLAHI
 
BÖYLE GECENİN NE UMULUR SABAHINDAN
AHRETİNE NE DEMELİ
İÇİ CIVIT ÇARŞISI
BİR KÖRDÜĞÜM Kİ
ÇÖZDÜKÇE DOLAŞIYOR
 
DELİ EDER ADAMI VALLAHİ DELİ
NE KULLARI KUL NE DE TANRILARI BELLİ
 
Erol Yıldırım
HAZİRAN 1985 DÜSSEKDORF


SAKLAMBAÇ

HEY ÇOCUKLUK YILLARIM
NERDESİN…
CİN MİSİN, PERİ MİSİN
ÇIK ORTAYA ÇIK
AMACIN SAKLAMBAÇ
OYNAMAKSA BİRAZICIK
HADİ GEL…
SAĞIM SOLUM SOBE
SAKLANMAYAN EBE

ÇOK ARADIM TARADIM
ŞU KÖŞE SENİN
BU KÖŞE BENİM
YOKSUN NE ÖNÜNDE
NE İÇİNDE AYNANIN
HATIRA DEFTERİME
ZATEN HİÇ SIĞMADIN
BİR DUDAĞIN YERDE
BİR DUDAĞIN GÖKTE
SAKLANMIŞSIN BİR DEV GİBİ
KAFDAĞI’NIN ARDINA
ARMUT DERSEM SAKIN HA ÇIKMA
ELMA DERSEM ÇIK ORTAYA
ELMA ELMA ELMA ÇIK HADİ
SOBELEMEM KORKMA VALLAHİ
Erol yıldırım
Ekim 1985 Almanya



ŞİİRLE SÖYLEŞİ

ŞİİR GEL SENİNLE
MUHABBET EDELİM

BEN BİR KÜÇÜK ADEMİM
YA SEN İN MİSİN CİN MİSİN

EMRAH'TA SEVDA SEVDA
ERZURUM'DAN ARDIHAN'A

KARACAOĞLAN'DA ELİF ELİF
GONCA GONCA...

PİRSULTAN OLDUN YALIM YALIM
SİVAS ELLERİNDE TÜRKÜLEŞİP ÇALINDIN
ŞAHIM ŞAHIM KAÇ KEZ BENDE ALINDIN

NESİMİ 'DE ENELHAK
KIRKLAR CEMİNDE TOPRAK

YUNUS OLUP BİN DERGAHTA
YOĞRULDUN

MEVLANA'DA HACIBEKTAŞ'TA
YOL YORDAM HAK

BRECHT'TE NAZIM'DA
KOL KOL HAL HAL AL AL BAYRAK
BİR UĞRUNA ÖLÜNESİ ŞAFAK

EY ŞİİR BUNCA KERAMET SENDE
ŞUNUN ŞURASINDA BİR KULUM BEN DE
NASIL OLUR DA YOLUNA YOLDAŞ
SENİNLE KARDAŞ OLMAM...

Erol Yıldırım
Ocak 1986 Düsseldorf


BEN YARİME GÜL DESEM
GÜLÜN ÖMRÜ AZ OLUR

BİLİRİM SEN HER MEVSİM
KIZIL GÜLLER AÇARSIN
BEN BİR KURU DALIM
SEN RENKLİ BİR KURDELA
SAR BENİ GÜLÜM
ISLAT BENİ DE
ARDINCA YEŞİLLENEYİM

Erol Yıldırım

Şubat 1986 Erkratherstrasse


BÜLBÜLÜN ÇEKTİĞİ GÜL YÜZÜNDEN

bir kasırga sonunda
yüreğim takıldı dikenine
yüreğim yanıyor paramparça
yüreğim yanıyor alev alev
yüreğim kuru bir dal
açamamaz al al

biri beyaz biri pembe
diğeri kırmızı
üç yöremde üç gülüm var
salınır al al

yüreğim sırça köşk
yüreğim sır küpü
derdimi diyemem
yüreğim sabırtaşı
ağız dil veremem

ağulu yüreğim
dolar dolar taşar da
açılıp saçılamaz al al

Erol Yıldırım
Şubat 1986 Erkraherstrasse

Da die Nachtigal die Rose schleppte

am Ende eines Wirbelsturms
ist mein Herz an den Stachel gehängt
mein Herz brennt stück für stück
mein Herz brennt in flammen
mein Herz ist ein trockener Ast
es blüht nicht voller rotheit

einer weiß, einer rosa
andere rot
an drei Seiten habe ich drei Rosen
sie mit tanzendem Gang zu laufen voller rotheit

mein Herz ist den Glas des Landhauses
Mein Herz ist verschwiegen
ich kann mein Geheimnis nicht sagen
Mein Herz ist ein Geduldstein
Ich kann nicht mein Kummer verraten
mein vergiftetes Herz
es füllt sich und überströmt
es blümt sich nur nicht voller rotheit


Erol Yıldırım
aus " Epos der Liebe "



EN GÜZEL ŞİİRLERİMİ ÇAKIL TAŞLARINA YAZDIM

nereden bileceksin
en güzel şiirlerimi
çakıl taşlarının
üzerine yazdığımı

nereden bileceksin
kırmızı tükenmez
kalemle

sonra da sularda
kaydırdığımı
sana ulaşsınlar diye

delilik bu seninkisi deme
şairsen bir de seviyorsan
Leyla'sız da kalacaksın
Mecnun da olacaksın

Erol Yıldırım
Mart 1986 Cannes / Fransa









YOL TÜRKÜLERE

1.
Sarmışsa dört bir yanını gurbet
Bu  ölümden de beterdir elbet

11.
Dur durak gözetmeden
Alır da başımı giderim
Yoluma duranım mı var
“Gel etme dur gitme” gayri diyenim mi
Yoksa ardımca ağlayanım mı var

111.
Yitik olurmuş da vay
Sürüden ayrılanın yolu
Gurbet ölümcül dert ki dert
Zor ki zor adama kor ki kor….

1V.

ÖMÜR BİTER DE GURBETLİK BİTMEZ

çifte yoksulluğum yollarda
zehir olur da sızarsa içime
ya ağrısı tutar da, hasta yüreğim tıkanırsa

kara gün dostu olmadın zaten
bilirim iyi gün dostusun sen...

ardımca ağıt yakma, boğma yasa kendini
ölenle ölünmez ki lafı, ağzında zaten sakızdı
çıtlata, çıtlata çiğne şimdi
ne düne ümit bağla, ne de ardımca ağla
bak sana yaraşır böylesi

çıplak ayakla in sahile, yürü neşenle kumlarda
al mavi denizi yamacına, daya sırtını güneşe
sıkıldın mı atıl ormana, koş, bağır, çağır
kır çiçekleri derle, papatyalardan fal tut ikimize
sıra bana gelince, seviyordu, seviyordu çok seviyordu
ama biraz enayice, demeyi sakın unutma
açık kalsın yatak odamızın perdeleri
güneş dolsun doyasıya içeri
kır çiçeğim benim, bir de vaktin olunca
güvercinleri yemlemeyi unutma bolca

bahçemizdeki erik ağacı, baharın müjdecisi
çiçeklenmiş olmalı

yıldızlar şırıl, şırıldır bu mevsim bizim oralarda
sudan çıkmış bir kadın saçı gibi, ışıl, ışıldır gökyüzü
aç gizlerini yıldızlara doyasıya çekinme
çöreklenip dertlerin olmasın yüreğinde bilmece...

bahar yağmurları yine öyle hırçın, hırçın
camlara vurunca, gök korkulu gürleyince
yalnız korkmuyor musun odanda
sıkıca sarılacak biri yok mu yatağında

eğer, baş ağrıların tutmamışsa mutlusun demek
felekle anlaş, dünyaya kazık çakmaya bak
benim yapamadıklarımı sen yap

zil takıp fındık bile kırabilirsin ardımca
nasıl olsa ölüm sonsuz bir gurbet
ölenle de ölünmez ki elbet...


Erol Yıldırım

Mart 1986 Cannes / Fransa


KURU SOĞANI EKMAĞİNE KATIK
EDERCESİNE YILLARI TÜKETEN ADAMA

NEYİN VAR EY DELİ GÖNLÜM
YAĞMUR YÜKLÜ KARA BULUTA DÖNMÜŞSÜN
BAŞINDA KAVAK YELLERİ ESMEYE GÖRSÜN
HA BOŞALDIN HA BOŞALMAKTASIN

KEKLİĞİNİ Mİ DÜZ OVADA AVLADILAR
BEBEK MİSİN OYUNCAĞINI MI ELİNDEN ALDILAR
YOKSA PAPUCUN MU DAMA ATILDI
DÜŞMÜŞSÜN BİR KEZ  DİLDEN DİLLERE
YILLARI KURU SOĞAN GİBİ
EKMEĞİNE KATIK ETTİĞİNİ BİLMEYEN Mİ VAR

HANİ YA SENİN ŞU ŞİMDİ YAPTIĞINA
DESTURSUZ BAĞA GİRME DENMEZ DE NE DENİR
ÇEKİLMİŞSİN KÖŞENE İKİ GÖZÜN İKİ ÇEŞME
KIRK YILI KIRK TESBİH TANESİ YAPMIŞ
BIKMADAN ÇEKİYORSUN
SENDEKİ DİNMEYEN ŞU BAŞ AĞRISI
HOVARDACA YİTİRDİĞİN HAYTA YILLARIN SANCISI

SANKİ GEÇMİŞİN SIRLARI DÖKÜK BİR AYNA
ALMIŞSIN KARŞINA KILI KIRK YARIYORSUN
SÜLEYMANA YAR OLMAYAN ŞU DÜNYA
SANA MI KALIR SANIYORSUN
DÜŞMEYE GÖR BİR KERE
DÜŞENİN DOSTU OLMAZ
GENÇLİK KADIN ŞAN ŞÖHRET PARA
DAHA SEN ONLARA DOYMADAN KANASIYA
ONLAR ÇOKTAN PUPA YELKEN ALIP OLTASINI
ÇEKİP GİTTİLER BAŞKA SAHİLLERE AVLANMAYA
Erol Yıldırım

MART 1986 ANTİBES / FRANSA

YİĞİDİ KURTARMALI


BÜYÜCÜNÜN KÜRESİ NEYİNE
KOY ELİNİ YÜREĞİNE

BIRAK ANILAR ÇALAKALEM SİLİNMEZ
KALSIN
SEN ASIL GELECEĞİMİZ NASIL ONA BAK
KARANLIK DEĞİL Mİ ORADA ŞAFAK

“SEVDAMI”

BİR YOSMANIN ESRARLI YATAK ODASI
BÜYÜLEYİP ESİR ALDI
ŞİMDİ SEVDAM O YOSMANIN AĞINDA
O YOSMA SEVDAMI KAPATMIŞ YATAK ODASINA

“DÜŞENİN CANI CEHENNEME” DEYİP
KAPANMIŞ ODANA AĞLIYORMUŞSUN

KORKAKSIN SEN KORKAK
ÇIK TA SAKLANDIĞIN YERDEN
ÇEVRENE ŞÖYLE BİR BAK
KORKAKLARIN İŞİ BÖYLE SAKLANMAK
EN ŞEREFLİSİ BENCE KALIP SAVAŞMAK

KAPILDIYSAK BİR KEZ BÖYLESİ BİR SELE
TAKILIP GİDELİM Mİ ACIMASIZ DİŞLİLERE

BAKSANA DURMADAN İŞLİYOR BİZİ AYIRAN ÇARK
ÇIKTA GİZLENDİĞİN YERDEN ÇEVRENE ŞÖYLE BİR BAK
KİMLER KINA YAKIYOR BİLMEM NERELERİNE
YAKIŞIR MI SANA BİRKAÇ DALKAVUĞA ESİR DÜŞMEK

MESELE GURURSA SEVGİDE GURUR OLMAZ SIYIR AT
BÜYÜSÜNE BÜYÜ TUT O YOSMANIN, ZEHRİNE PANZEHİR KAT
YAPIŞ KOLUNA YİĞİDİNİ KURTAR
SAVAŞI SAVAŞMADAN KAYBETMEK
DÜŞMANA TESLİM OLMAK DEMEK

Erol Yıldırım

Haziran 1986 Faerberstrasse

Rettet den Helden


Was erwartest du von einer Zauberkugel,
leg deine Hand auf dein Herz.
Laß es, Erinerungen kann man nicht einfach löschen.
Denk' hier an unsere Zukunft,
ist der Sonnenaufgang am Horizont
                              nicht zu dunkel?

Das verzauberte Schlafzimmer eines
Flittchens hat meine Liebe verzaubert
                    und gefangen genommen.
Jetzt ist Deine Liebe im Netze des Flittchens
Diese hält Deine Liebe in ihrem Gemach fest.
" Zum Teufel mit ihm ", sagst Du
und weinst in Deinem Zimmer?

Feige bist Du,
komm doch raus aus Deinem Versteck
und sieh mal in Deine Umgebung.
Nur Feiglige flüchten vor dem Kampf
Das Beste ist bleiben und kämpfen.

Sind wir ein mal gefangen in solch
                                  einen Sturm,
sollen wir an dem erbarungslosen
           Zahnrädern hängenbleiben?
Sieh doch, unaufhörlich läuft die Zeit
                                         gegen uns.
Komm doch… Komm raus
aus Deinem Versteck und sieh mal
                          in Deine Umgebung.
Vor Schadenfreude schmieren sich
die Leute Henna sonst wohin…
Bist du es wert, der Sklave
von ein paar Schmeichlern zu sein?
Ist das Problem der Stoz:
                                In der Liebe gibt es keinen Stolz schleif es ab;
Lös den zauber des Flittchens,
misch ein Gegengift in ihres.
Halte ihn fest und rette den Helden
den Kampf zu verlieren ohne je
gekämpft zu haben, ist so wie sich zu
                                             ergeben.

Erol Yıldırım      
aus " Epos der Liebe "
www.erolyildirim.org





KARASEVDAM

ilk karasevdam
Emek adlı bir kızdı
bilmiyordum ona rastlamadan
arının neden bal yaptığını
emeği kimlerin nasıl çarptığını

tezgâhının başında çeliğe su verir gibi
mermi atarcasına kördüğümü çözerdi

kilimlere dokurken tane tane gülleri
yaralamıştı gönlünü, güllerin dikenler

bir tekstil grevinde
bayraklaşmıştı düşünce
onu anlatıyordu arkadaşına
işte o zaman takıldım oltasına

ne zaman tükensem ela gözlerinde
hasreti artardı denizin mavisine

dokumada ilmik atar gibi
yıkardı beni saran geceyi
çözerdi içimdeki onulmaz bilmeceyi

ağlamayı, gülmeyi ve delice sevmeyi
öğretti bana, onun karasevdası

yoksulluğu yendim ki öylesine
korkusuzluğa ulaştım korkunun içinde

ne kurşun yarası, ne kontragerillası
vız geliyor bana artık vız
körolası şu dört duvar arası

Erol Yıldırım

Haziran 1986 Neuss

Meine Schwermut


Meine erste große Liebe
Ein Mädchen namens Emek*
Noch wußte ich nicht
wie die Biene Honig macht
bevor sie mich lehrte
Wer sich wie, ihre Mühen klaut

Als ob sie am Werktisch
dem Stahl Wasser geben würde
löste sie den Knoten
wie ein Geschoß

                               wo sie am Webstuhl einzeln die Rosen
in den Teppich nähte
wurde die Rosen ausgebreitet
Der Rosendorn verletzte ihre Hände


Bei einem Tekstilstreik
Gedanken wie eine Flagge,
dies erzählte sie einer Freundin
dann wurde ich ein Fisch
an ihrer Angel gefangen

Immer wenn ich in ihre hellbraunen Augen sah
stieg in ihr die Sehnsucht zum Blauen meer

Als ob sie mich in eine Masche schlingt
löste sie in mir das unlösbare Rätsel
und befreite meinen Kummer

Ihre Liebe hat mir das Weinen das Lachen
und die sinnlose Liebe gelehrt

Die Armut habe ich besiegt
und in meiner Furcht habe ich die Furchtlosigkeit
errei

Weder eine Kugelwunde
noch eine Konturgerilla
Es macht mir keinen Kummer
zwischen diesen verdammten vier Wänden

Erol Yildirim                  
aus " Epos der Liebe "
                               www.erolyildirim.org





KAKTÜSÜMDÜN SEN BENİM

YALANLARIN DİPSİZ KUYU
İNANÇLARIMI YUTTU
YÜREĞİN CADI KAZANI
SABRIMI KÖLE TUTTU

SEVGİMİ YEL ÜFÜRDÜ
UMUDUMU SU GÖTÜRDÜ
CİNLİ PERİLİ DÜŞLERİM
BİNBİR GECE MASALINDAKİ PRENS
ARTIK BEN DEĞİLİM

SEVGİSİZ GECEM SEVGİSİZ GÜNÜM
ŞİMDİ BEN KAKTÜSSÜZ KURU BİR ÇÖLÜM

Erol Yıldırım
Düsseldorf Aralık 1986

Mein Kaktüs Warst Du


Gruben sind deine Lügen ohne Grund.
Verschlungen samt meinem Glauben
Hexenkessel dein Herz
versklavt meine Geduld untern Hauben.

Meine Liebe
von dem Winde fortgeblasen,
mein Hoffnung so leer,
von Strömung fortgebracht.
Meine Träume mit Feen und Dämonen,
der Prinz in den Märchen Tausendundeinenacht
bin ich es nun nicht mehr.

Ohne Liebe sehen meine Nächte,
ohne Liebe meine Tag aus  
wäe ich jetzt bin
wäe eine dürre Wüste ohne Kaktus


Erol Yıldır›m

aus " Epos der Lieber "
www.erolyildirim.org



BIRAKIP GİDERKEN

GÖNLÜN TAKILMIŞ
BİR DİKENLİ GÜLE
KAPTIRMIŞ GİDİYORSUN
BİR TAŞKIN SELE
DÖN GERİ DİYEMEM
BUNLARI BİLE BİLE
YOLUN AÇIK OLSUN
GİT GÜLE GÜLE

DÜŞTÜK ÇARESİZ
DİLLERDEN DİLE
ARAMIZA GİRDİ BÜYÜCÜ HİLE
ALEVDİ SEVDAMIZ
ÇEVİRDİK KÜLE
DÖN GERİ DİYEMEM
BUNLARI BİLE BİLE
YOLUN AÇIK OLSUN
GİT GÜLE GÜLE

Erol Yıldırım
Mayıs 1987 Düsseldorf/ Faerberstrasse



GÖLÜ MAYALAMA MASALLARI

PİREYE VURDUM PALAN
FİLİ YUTTU BİR YILAN
O YALAN BU YALAN...

DEVLETİN MALI DENİZ
YEMİYEN DOMUZ
HAN-I YAĞMA'LAYAN
KÖŞEYİ DÖNDÜ ÇOKTAN
BU DA MI YALAN...

ÇUVALDIZI SOK ELE
CAN SENİN DEĞİL
DEVLET GEMİSİ BU
BATARSA BATSIN
MAL SENİN DEĞİL

ÇERÇİ  İŞİ BU SATAR MI HİÇ
BEŞE ALDIĞINI ÜÇE
HOCANIN İPE UN SERMESİ
DELİKLİ KULAĞA KÜPE

BEŞ PARMAĞIN BEŞİ BİR DEĞİL
KERVANI ÇEKİP GÖTÜRÜR KATIR
KOYUNLUĞA RAZIYSAN
BEKLE ARDINDAN GELİR SATIR

Erol Yıldırım

Nisan 1987 Faerberstrasse



 














 


[/CODE]

Son Eklenen Yazıları
Sevgiliye Mektup.. 1117
Karanlık Yüz&.. 1602
Karanlık Yüz&.. 1432
ALEVİ ŞAİ.. 1764
ALEVİ ŞAİ.. 1686

Son Eklenen Şiirleri
.. 313
Hasret Yüklü.. 1093
karasevdam.. 1280
YOLDAŞLIK SÖ.. 1334
ELEELE.. 1388

  Son Kitap Yorumları;
Eğer yenid..
İnanı..
1979 Yıl&#..
…Eğe..

  Son Şiir Yorumları;
Elveda Ka..
YAŞANMI&#..
sözüm..
yorum siirin ic..

  Son Yazı Yorumları;
Şimdi nerdesin?..K..
İhsan Işı..

Saat

www.erolyildirim.org -- Erol YILDIRIM'ın Önceki Sitesi

Powered by Aktif AJANS © 2019 
15.10.2019 06:57:39