"Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
"Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir." PANIN
"Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
"Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır." Anonim
"Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir." Tales
"Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
"Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır." GOETHE
"Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur." Montesquieu
"Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır." Lao-Tzu)
Zanan seni değil, sen zamanı kullan. e.yıldırım
"kaldır at çöpe, bayatlamış hatanı akıllı ol koru şu gencecik sevdanı ballı olsun ki aşkın, tatlı kılasın akıp giden zamanı" Erol Yıldırım
Kaçan Zamana ağlayacağına, kaçırmadıklarınla övün... E.Y
Zamanla Lades tutum Gökyüzüne ellerim açıktı Aklımdaydı,ama hile yaptı "Aşkı" avucuma attı... Erol Yıldırım
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben. ŞEMS-İ TEBRİZ
SÖZ UÇAR, YAZI KALIR...
$('#s7').cycle({fx: 'scrollLeft',delay: -3000});
Kategoriler
Deneme  (3)
Eleştiri ve Analizler  (8)
Mektup  (1)
Öykü  (8)
Roman  (0)
Şiir  (0)
Tiyatro  (1)
Ve Diğerleri  (1)
ALEVİ ŞAİRLER 1|

Yunus Emre

 

"Evvel benem, ahir benem

 Canlara can olan benem " 

......

Halk Edebiyatının Dini Tasavvufi - Tekke - Şairi Yunus Emre`nin Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor. Ancak 13.yy. ile 14.yy`ın ilk yarısında, Eskişehir`ìn Sivrihisar Kasabası`nın Şarköy`de doğmuştur... Konya, Şam, Azerbeycan, vb. yerleri dolaşan Yunus Emre, Şeyh Taptuk Emre`nin öğrencisidir. Mevlana Celaleddin Rumi ile tanıştığı da söylenen Yunus Emre`nin, yetmişli yaşların üzerinde bir ömür sürdüğü tahmin ediliyor.

 

Yunus Emre`nin şiir dili: Sade, arı Türkçe, şiirlerinde muziki ahenk üstün, içtenlikli, duru bir şiir dehası vardır... İlahilerinde -deme ve nefes- : İnsanı, sevgiyi öne çıkarır; kine ve nefrete karşı çıkar, yani barışı savunan, barışı savunurken tek silahı "sevgi" olan bir şairdir...

" İnsanı insanla, tüm diğer canlılarla dost yapan, insanın kendisidir." der. İnsanı kendi özünü, gerçeğini tanımaya çağırır. Her derde devanın insan özünde var olduğunu savunur...

Yunus`a göre Tasavvufçu (mutasavvuf): "Tanrı ahlakıyla, ahlaklanmak " olarak tanımlanır...

Tasavvuf : İnsan, Tanrı, ölüm, varlık, yokluk, cennet, cehennem vb. soyut kavramlara Mutasavvufça (mistik, sofi) bir anlayışla yaklaşan ve ona anlam vermeye çalışan felsefi bir ekoldür...

Yunus da, ilerici görüşüyle, Ahmet Yesevi ile başlayan bir akımın, hümanist bir şairidir. O Anadolu Erenlerindendir… Yunus Emre Ekolü denilen bir şiir okulu doğmuştur. O`ndan sonra gelenler, Yunus Emre şiir özelliğie ne kadar yaklaşmışlarsa o denli başarılı sayılmışlar...  Yunus Emre`nin; bir  Divanı ve bir de, Risalatün -Nushiye- adlı mesnevisi var.

 

Bir kez gönül yıktın ise                         Şol cennetin ırmakları

Bu kıldığın namaz değil                        Akar Allah deyu deyu

Yetmiş iki millet dahi                            Çıkmış İslam bülbülleri

Elin yüzün yumaz değil                         Öter Allah deyu deyu

 .....                                                                 ......

Yunus Emre der hoca                            Halk içinde dirlik düzen

Gerekse var bin Hac’a                           Dört kitabı doğru yazan

Hepsinden iyice                                     Ak üstüne kara düzen

Bir gönüle girmektir                              O yazılan Kuran benem

.......                                                                .....

İlim ilim bilmektir                                 Cennet cennet dedikleri

İlim kendin bilmektir                             Bir köşk ile bir kaç huri

Sen kendin bilmezsin                             İstiyene ver sen anları 

Ya nice okumaktır                                 Bana seni gerek seni

                                                            

Mutasavvuflar, Tasavvuf  ( birlik ) ruhunun: Muhammed ( Peygamber) ile başlayıp Ali`ye oradan da Şeyhlere geçtiğini savunurlar. Mutasavvuflar (Sofiler) dinin ve Kuran’ın bir dışyüzü, bir de içyüzü (manası) vardır der. Sofiler iç manaya önem verir ve bu yola göre hareket eder, yaşarlar...

 

Sözcükler: Evvel, ahır : Öncesi, sonrası. Deyu: Diye. Benem : benim. Huri: Melek

 

 

Seyit (İmameddin) Nesimi

 

" Külli yer ü gök Hak oldu mutlak

  Söyler def ü çeng ü ney Enelhak!..

 

Divan Edebiyatının Dini Tasavvufi (Tekke) şairi olan Nesimi: Diyarbakırlıdır. Bağdat`ın Nesim ilçesinde kendini yetiştirmiş; Arapça, Farça dillerini ve Tasavvuf bilgilerini orada öğrenmiş. Hurufilik mezhebini kuran, Fazlullah Efendi`nin mürididir... Bursa ve yöresinde bulunduğu ve buralarda Tasavvuf inancını yaydığı da söylenmektedir.

Doğumu tam olarak bilinmiyor, ölüm tarihi ise, 15.yy. (1405) olarak tahmin edilmektedir...

 

Şiirlerinde; Vahdet-i Vücut (birlik) Felsefesini coşkulu ve derin bir tarzda işleyen, "Enel Hak" (Ben Allah’ım) diyerek bu uğurda, Halep’te derisi yüzülerek ölüme giden Seyit Nesimi düşüncelerini açık ve inançla savunan bir kaç şairden biridir...

 

Nesimi Tanrı olarak göründüğüne inandığı sevgiliyi, yani "insanı" överken: Her zevki ve mutluluğu, hatta Cenneti ve Tanrı`yı sevgilinin dudaklarında ve vücudunda bulduğunu söyler. Nesimi’nin, insana böyle büyük bir değer biçmesi, bunun hissedilir bir duygu halinde şiirleştirmesi çok önemlidir...

 

Nesimi de diğer Tekke şairleri gibi, evrenin oluşumunu, insanın yaradılışını ruha değil, maddeye dayandırır. Varlığın esasının "ses" olduğunu, seslerinse insanda "söz" e dönüştüğünü, söz`ün de, 32 Harften oluştuğunu ve işte Tanrı`nın da bu harflerde tecelli ettiğini söyler (Hurufilik)...

 

Şiirlerini : Azeri Şivesinde, lirizm ağırlıklı, inançlı, coşkulu bir tarzda, içli, samimi mu-

ziki ahenkli ve korkusuzca söylemiştir... Şiirlerinde " didaktik" yön ağırdır. Divan biçimlerinden: Gazel, ve mesnevinin, yanı sıra; Tekke -Halk Edebiyatı- biçimleri de kullanmıştır.

Türkçe ve Farça Divanı vardır... 

 

Seni cemal ile kemal ile görenler                                

Korktular Allah demeye, insan dediler

 .......

Gah giderim medreseye, ders okurum Hak için         

Gah giderim meyhaneye, dem çekerim kime ne

 

Sofular haram demişler, bu aşkın şarabına

Ben doldurur ben içerim, günah benim kime ne

.....

Gah çıkarım gökyüzüne seyreylerim alemi

Gah inerim yeryüzüne seyreyler alem beni

......

Nesimi`ye sordular ki yarin ile hoş musun

Hoş olayım olmayayım, o yar benim kime ne

                                                                                                      

                                                                                                   

Sözcükler: Küllü: Tüm, bütün, Gah: Bazen

Hak: Tanrı ; Dem: İçki içmek; Def ü Çeng ü Ney: Tef  ve saz ve fülüt     Sofu: Aşırı dinciler,

Kaygusuz Abdal

 

Yarab senin mekanın yok

Yatağın yok, yorganın yok

Hem dinin, hem imanın yok

Her bir şeyden münezzehsin 

 

"Gaybi", "Sarayi" ya da Kaygusuz Sultan da denilen Tekke Edebiyatının bu ünlü şairi, Kaygusuz Abdal, Alanya Beyinin oğlu olarak bilinmektedir. Hacı Bektaşi Velinin akrabası, Abdal Musa`ya derviş olmuştur. Rumeli`yi dolaşmış, Mısır’a Şeh olarak gitmiştir. Mısır’da kurduğu tekkede, Aleviliği ve Bektaşiliği yaymıştır. 1397 Yılında doğduğu, 15.yy. şairi olduğu bilinmektedir. Mısır’da ölmüştür ölüm tarihi bilinmiyor...

 

Kaygusuz Abdal. Alevi Bektaşi halk şiirinin kurucularından biri sayılır. Yunus Emre’nin etkisinde kalmıştır. Aruz ve hece vezinleriyle nükteli, iğneleyici bir dili; hicivli, mizahlı,

tekerlemeli bir anlatımı (üslup), alaycı bir tarzı şiirinde kullanmıştır. Bu tarz şiirlerinde

ham, sofularla alay eder... Bir Divanı, "Kaygusuz Abdal Divanı", ayrıca, Budalaname

ve Mugalatname adlı nesir eserleri de var.

 

1                                                         2

Bu adem dedikleri                        Gerçi etle deridir

El ayakla baş değil                       Cümlenin serveridir

Adem manaya derler                    Hak’ın kudret sırrıdır

Suret ile kaş değil                         Gayre bakmak hoş değil

                                                           ......

3                                                        4

Adem mana’yı mutlak              Bu Kaygusuz Abdal’a

Adem’dedir nutk-ı Hak                       Aşık demen dünyada

Adem’den gafil olma                            Nakş-ı suret gözetir

Nefsi de serkeş değil                          Maksudu nakkaş değil

........

 

Sözcükler:

 

Münezzeh Olmak: Arınmak, uzak olmak, görünmemek

Adem: Yaratık, adam

Suret: Yüz, şekil, biçim

Mana: Anlam, insanın içyüzü

Mutlak: Değişmeyen

Nutk-ı Hak: Tanrı sözü

Gafil Olma: Şaşırma, aldanma

Nefis: Arzu, istek

Serkeş: Başıbozuk, sarhoş, kendinden geçmiş.

Nakş-ı Suret: Yüzün resmi, şekil. Burada: İnsanın dış görünüşü.

Nakkaş. Nakış yapan. Sert maddeler üzerine çiviyle resim kazıyan  heykeltıraş, sanatçı. Maksut:Maksat, amaç

 


 
  
 
Sayfa : [ 82 ]
 


Bu Yazıya Henüz Yorum Yazılmamış!


Yorum Yaz
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Siteye Giriş Yapın!


En Çok Okunanlar
Neriman.. 2368
KEREM GİB&.. 2161
SEVGİL.. 2116
Karanlık Y.. 2097
ALEVİ #.. 1764
Karanlık Y.. 1710
ALEVİ #.. 1687
KARNAVAL.. 1672
Höllü.. 1664
PİRSULTAN .. 1632

Son Eklenenler
Sevgiliye Mektu.. 1117
Karanlık Y.. 1602
Karanlık Y.. 1432
ALEVİ #.. 1764
ALEVİ #.. 1687
PİRSULTAN .. 1632
KRAL ÇIBLA.. 1269
ALMANYA ALMANYA.. 1134
BİR DOKUN .. 1104
AYŞE'N.. 1266
www.erolyildirim.org -- Erol YILDIRIM'ın Önceki Sitesi

Powered by Aktif AJANS © 2019 
15.10.2019 07:04:56