"Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
"Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir." PANIN
"Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
"Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır." Anonim
"Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir." Tales
"Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
"Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır." GOETHE
"Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur." Montesquieu
"Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır." Lao-Tzu)
Zanan seni değil, sen zamanı kullan. e.yıldırım
"kaldır at çöpe, bayatlamış hatanı akıllı ol koru şu gencecik sevdanı ballı olsun ki aşkın, tatlı kılasın akıp giden zamanı" Erol Yıldırım
Kaçan Zamana ağlayacağına, kaçırmadıklarınla övün... E.Y
Zamanla Lades tutum Gökyüzüne ellerim açıktı Aklımdaydı,ama hile yaptı "Aşkı" avucuma attı... Erol Yıldırım
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben. ŞEMS-İ TEBRİZ
$('#s7').cycle({fx: 'scrollLeft',delay: -3000});
Kategoriler
Deneme  (2)
Eleştiri ve Analizler  (8)
Mektup  (1)
Öykü  (8)
Roman  (0)
Şiir  (0)
Tiyatro  (1)
Ve Diğerleri  (1)
KRAL ÇIBLAK|

KRAL ÇIBLAK

 

     Elleri eski eller, alnındaki çizgiler eski çizgiler değildi. Ne zaman soyunup

dökünse, boy aynasının karşısında kendini tanıyamayacak kadar eskimiş bu-

lurdu. Saçlarını boyamasa, dişlerini günde birkaç kez fırçalamasa, mutlaka on-

lar da bu çürümüşlüğü bir kat daha artıracak, ayna karşındaki şu çıblak bedeni

daha dibe vurmuş, çürümüşlüğü daha bir günyüzüne çıkmış olacaktı. Oysa vücu-

duna titizlenir, onu çok severdi... Sağlıklı yaşamaktan ötesi, neydi ki onun için!..Dünya malını mı önemseyecekti yani?.. Hadi canım sen de!.. İşte her şeyler orta-da, en anlı şanlı varlıklılar bile birkaç metre kefenden başka ne götürüyordu ora-ya!..

 

    Sağlık dergilerine abone olmuş, ünlü profların sağlıkla ilgili yazdıklarını aksatmadan okuyor... Televizyon programlarında gün aşırı boy gösteren, bilgiççe

öğütler veren, yaşını başını almış, orasını burasını gerdirdiği için genç gösteren

artistlerin; henüz çiçeği  burnunda mankenlerin, ünlü hekimlerin sağlık konusundaki binbir çeşit Lokman Hekim`ce önerilerini, küçük kağıtlara yazıyor, recete

yapıp günlük yaşamında uygulamaya özen gösteriyordu... Öyle, ya da böyle bu hızlı çürümenin, bu dibe vurmanın tamamını olmasa bile, hızını frenlemenin bir yolu yordamı olmalıydı.

 

    Bu titiz takiple, neler öğrenmişti neler!.. Domatesin faziletlerini, kara üzüm

çekirdeğinin mucizelerini, brokolinin kimyasını... Her öğün içilecek iki bardak

kırmızı şarabın, cehenneme gitme rizikosuna rağmen, sağlık için vaz geçilemez ne menem bir iksir olduğunu!..

 

    Aynanın karşısında isteksiz birkaç kez sağa, sola kollarını açtı, kapadı. İleri,

geri eğilip doğruldu... Bu ısınma hareketleri dediği ekzersizleri, bir zamanlar ne kadar şevk ve doyumsuz bir iştahla yapardı... şimdilerde göğüsleri irileşmeye

başlamıştı... Erkekler yaşlandıkça kimi organları kadınlaşıyor muydu?.. Bereket henüz bir et parçası gibi sarkmıyorlardı. Eee!.. ne de olsa, bir zamanların Tar-

zan`ıydı o. Titiz bir şekilde, düzenli spor yapmıştı. Hala o günlerin izleri vardı

vucudunda. Minare yıkılmış, ama mihrap sapasağlam yerindeydi!.. Derin bir ne-fes aldı. Göğüs kafesini havayla iyice şişirdi. Adelelerini kastı... Yok canım he-

nüz o kadar da dibe vurmamış, yıkılmamış, hâlâ ayaktaydı... Beli inceliğini, vü-

cudu üçgenliğini koruyordu. şu kalçasının yanlarında beliren yağ birikintileri!..

İstanbul`daki arsayı satıp parasıyla, altı ayı güneşi bol, deniz kıyısında bir

yazlık kapatınca, bu yağlardan da kurtulurdu... Bundan böyle, hiçbir güç onu,

daha çok kendini düşünmekten, aklını boş yere başka alanlara çelip, enerjisini

yanlış yerlere dağıtmaya sürükleyemezdi. Evet o bu konularda bencil biri ola-

caktı. Daha hızlı yaşlanmamak için, ne gerekiyorsa onu yapacaktı... Bu yeniden renklendirdiği dünyasında, amacına varmak için, elbette bir çok şeyden elini et-

eğini çekmesi gerekecekti... Televizyon, bilgisayar, radyo, gazete, yani her tür

beyin yıkayan şeylerden!.. Kirli hava, kırmızı etten de en az bunlar kadar uzak

duracaktı yeni yaşamında... çoluk çocuk, eş dost dertlerini ve sorunlarını eşikteniçeri sokmamak koşuluyla, hoş geldiler, safa getirdiler! Yoksa, yoksası var mı?..Hepsinin yüzüne kapıları kapatacaktı!.. Bir tür postmodern dervişlikti kafasına

koyduğu. Ama öyle, bir lokma, bir hırka türünden falan değil tabii!.. Tam tersi,

en seçkin, en kaliteli, en hormonsuz, taze sebzeler, meyvalarla beslenecekti... 

   Yasakların nedeni ortada, bundan böyle sağlığını sarsacak, onda stres yarata-

cak her şeyden uzak durması gerekiyordu... Yüz yıldır ihmal ettiği, aman sende! deyip ıskaladığı sağlığı, birden bire bulunmaz Hint kumaşı kesilmişti. Kör ölür

badem gözlü olurmuş! Kaybolanlar birden bire paha biçilmez bir değer kazan-

mıştı...

     şu son günlerde düşüncelerinde, bütün bunlardı kuruduğu... Bir zamanlar

ulaşılması uzak bir düş gibi gelen birçok şeye, çoktandır sahipti. Hanları ha-

mamları yoktu, ama iyi bir aylığı, İstanbul`da bir katı, eğer her şey yolunda gi-

der, plânladığı gibi yerine oturtursa, o kafasındaki güneşli dünyadaki cennet yaz-lılığı falan da olacaktı!..

    İçindeki derin boşluğu, anlamsız o sıkıntıyı!.. Neyim var?.. Neden mutsu-

zum`u?.. Evirip çevirip sonunda getirip hep bu, kendini ihmal edişe, boşlamaya,

sağlığını hep bilmem kaçıncı dereceye ıskalamaya bağlıyordu... Öyle olmasa o

binbir sıkıntı içinde geçen, o olumsuzluklarla dolu gençlik yıllarındaki canlılık

ve heyecanın kaynağı nasıl olur da tükenebilirdi böyle?.. Tutunacak hiç bir dalı

yokken, yarınların ne getireceğinin kaygı ve korkusu çevrelerinde çırpınırken,

nasıl olup da öylesine, dinç, zinde bir mutluluğu yüreğinde diri tutuyor, büyüte-

biliyordu o yıllarda?.. çoğu yanıtsız kalan sevdaların ağır yükü, çaresiz, kendin-den emin olmayan, yere sağlam basmayan bir kimlikle, her şeyi kafasına takan

bir cılız iç dünya!.. Bütün bu olumsuzluklara karşın güçlü, hiç falso vermeyen,

tükenmez bir enerji ve bunun sağladığı o umulmaz sağlıklı coşku!.. Bütün bun-

lar bir bilmece değildi, olamazdı da... Bu gelinen  kör noktanın gizi, içimizdeki

bir hızlı çürümeydi. Evet bizi içten içe bir kurt yiyip bitiriyor, acımasızca çürü-

tüyordu... Durağanlık başlayıp, devinim yavaşladıkça, çürüme daha da hızlanı-

yor ve arkasından gelsin ağrılar, sızılar!..

 

    Aynanın karşısına geçmiş, çırııplak duran adamdı, bütün bunları sorgulayan.Aynanın karşısındaki adamla, aynadaki arasında bir yakınlık var mıydı?..

Aynadaki adam yavaş yavaş sinirlenmeye başlıyordu!.. "şeytan diyor ki: çık

şurdan, anadan üryan karşında duran şu adamın yapış gırtlağına; be adam sen neyüzsüzsün!.. Hem yap et, sonra da geç karşıma arlanmadan, yok yüzümdeki bu

yaşlılık lekeleri neymiş?..Yok kaşlarıma bile ak düştü!.. Boyum eskiden de bu

kadar kısa mıydı?.. Saçma sapan, ipe sapa gelmez gaflar!.. Bütün bunların so-

rumlusunun kim olduğunu, sen, benden daha iyi biliyorsun, biliyorsun da kafir-

liğinden! geçmiş karşıma dalganını mı geçiyorsun?.. "

"Gel" dedi aynadaki, çırıl çıblak karşısında dikilmiş, orasına burasına bahane

bulan adama; çekip aldı onu da aynasına... Onu kendi dünyasına çekip almasınıntek amacı, ona neden bu hallere düştüğünün, çıplak gerçeklerini bir bir yüzüne

çarpmaktı!.. Aynadaki biliyordu ki, ne yapsa, ne etse bu gerçekleri kendine itirafetmekten kaçan adamla, bir başka türlü başa çıkamayacak!.. Adam her şeye bir

bahane bulmakta ustaydı. En doğrusunu yapıyordu aynadaki, onu çekip kendi

dünyasına almakla... Ne hali varsa kendi gözleriyle görmeliydi, nerden, nereye,

nasıl geldiğinin gerçeğini. Kendi hayatını birebir kendisi yeniden yaşamalıydı... Yaşasın ki bu hallere neden düştüğünün utancıyla yüzü bir iyice kızarsın!..

 

Erol Yıldırım

 

 

[/CODE]


 
  
 
Sayfa : [ 80 ]
 


Bu Yazıya Henüz Yorum Yazılmamış!


Yorum Yaz
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Siteye Giriş Yapın!


En Çok Okunanlar
Neriman.. 1500
SEVGİL.. 1456
Karanlık Y.. 1375
KEREM GİB&.. 1359
KARNAVAL.. 1127
Höllü.. 915
Karanlık Y.. 903
İT OĞ.. 876
Küç&#.. 859
Bir Roman'ı.. 846

Son Eklenenler
.. 151
Karanlık Y.. 794
Karanlık Y.. 665
ALEVİ #.. 813
ALEVİ #.. 826
PİRSULTAN .. 726
KRAL ÇIBLA.. 514
ALMANYA ALMANYA.. 473
BİR DOKUN .. 443
AYŞE'N.. 597
Erol Yıldırım'ın Kişisel Web Sitesi www.erolyildirim.org -- Erol YILDIRIM'ın Önceki Sitesi

Powered by Aktif AJANS © 2020 
29.11.2020 05:21:22