"Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
"Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir." PANIN
"Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
"Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır." Anonim
"Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir." Tales
"Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
"Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır." GOETHE
"Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur." Montesquieu
"Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır." Lao-Tzu)
Zanan seni değil, sen zamanı kullan. e.yıldırım
"kaldır at çöpe, bayatlamış hatanı akıllı ol koru şu gencecik sevdanı ballı olsun ki aşkın, tatlı kılasın akıp giden zamanı" Erol Yıldırım
Kaçan Zamana ağlayacağına, kaçırmadıklarınla övün... E.Y
Zamanla Lades tutum Gökyüzüne ellerim açıktı Aklımdaydı,ama hile yaptı "Aşkı" avucuma attı... Erol Yıldırım
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben. ŞEMS-İ TEBRİZ
$('#s7').cycle({fx: 'scrollLeft',delay: -3000});
Kategoriler
Deneme  (2)
Eleştiri ve Analizler  (8)
Mektup  (1)
Öykü  (8)
Roman  (0)
Şiir  (0)
Tiyatro  (1)
Ve Diğerleri  (1)
İT OĞLU İT|19.11.1981

İT OĞLU İT

 

    Hasan Almanya'daydı. Alaman hayranıydı. Onlara benzemek için can atıyordu!..

Giyim kuşamları; olaylar karşısındaki soğukkanlılıkları; sokakta yaşlısı genci hızlı hızlı yürü-yüşleri ; tranvaya, otobüse binip, inerken birbirlerini itip kalkmadan sırayla saygılı davranış-

ları: kısacası her şeylerini beğeniyor, seviyordu. Bu yüzden çok istiyor, özeniyordu onlar gibi olmaya... Ama olmuyorrdu işte, giyimlerini taklit ediyor, yakıştıramıyordu. Almanca'mı iler-

leteyim, aralarına katılayım, diyor onu da beceremiyordu!.. Tüm bu tersliklere rağmen, ayıp

değildi ya! seviyordu onları. Bir yerde söz onlardan açılsa, toz kondurmaz hemen arkalardı:

"Helal olsun!" diye başlardı söze... "Savaş sonrası adeta batık bir gemiydi Almanya, ama ya

şimdi!.. Ekonomik  mucize..! Adamlar yoktan var ettiler! Karun kadar zengin oldular! Üstüne üstlük, dünyanın dört bir yanına yardım ediyorlar... Heleee çalışkanlıklarına gelince..!" Eğer

arkadaşları sözün burasında Hasan'ı susturmasalar, bu övgü faslı, yılan hikayesi gibi uzayıp

giderdi... Kahvedekiler bu yüzden Hasan'a çok kızıyorlardı!.. Kimilerine göre Hasan haklıydı,ama çoğunluğu da, onu fazla Alman yanlısı buluyordu. Bunlara göre Hasan, uyum sağlayayımderken, farkına varmadan kimlik değiştiriyor, yani bizim Hasan, Hans'laşıyordu!..

     Bir pazar günüydü... Hasan Düsseldorf Istasyonu'nun önünde tranvay bekliyordu. Elindeki

renkli Alman gazetesini bir sağa, bir sola çevirerek, yazılanları anlamaya çalışıyordu...

     Hava olabildiğince berbat, 704 Nolu tranvay da yine geçikmişti... Hafiften yağmur çiseli-

yordu. Yaza varmadan, kış günlerini anımsatan soğuklar başlamıştı bile... Hasan'ın üzerinde

Türkiye'den aldığı, yenleri eskimiş deri bir ceket vardı. Ceket inceydi. Soğuk ta iliklerine işli-

yordu!.. Yağmurdan korunmak için duldalık bir yere sığınmıştı...

     Elindeki gazetenin sağ üst köşesinde, çıblak bir kadın fotografı duruyordu. Harikaydı..!

Kalemle çizilmiş gibi bir şey... "Tanrı verdimi, her şeyi birlikte veriyor" diye geçirdi içinden. Alman kızlarının kusursuz güzelliği, O'nu hep şaşkına çeviriyordu! Hele ki, o maviş maviş

bakışları!.. Hasan köyünde derelerin,göllerin, gökyüzünün mavilikleriyle doluydu. Ne zaman bir mavilik görse, dalar giderdi düşlere. Bu düşlerde neler yoktu ki, neler..! Istanbul' a yerleş-

tiklerinde tek sevgili denizdi artık. şimdi de Almanya'da bu mavi bakışlar. Alman kızlarının masmavi dünyası. Onlarla karşı karşıya gelince; Hasan yine dalıp dalıp gidiyordu uzak düşle-

re. Bu düşler, memleketteki derelere, gökyüzüne, denize duyulan düşlerden farklıydı... çok

düşlemişti, mavi gözlü bir Alman sarışınıyla el ele, göz, göze olmayı!..Yıllar olmuştu gurbete geleli, ama o hala bir Alman dilberinin elinden tutup, mavi dünyasına dalamamıştı... "Aman

sende, elin güzelinden bize ne, güzel bizim olmayınca!.." diye silkindi Hasan kafasındaki düş-

lerden...

      Cebinden bir kalem çıkardı. Gazetedeki çıblak kadının üzerine." Hem Gelt'leri, paraları

yığın bir kenara, hem de, basın adamlara küfürü! Bu olacak iş mi?.." Bu gün kahvede atacağı

nutkun ilk cümlesiydi bu. Bu defa kötü bastırmaya karalıydı. "Pes!." dedirtecekti o Alman

düşmanlarına!..

        Kahvede atacağı nut'ka öylesine dalmıştı ki, o demogog Mehmet'i köşeye bir iyice sıkış-

tırmak için, kafasında türlü çeşitten taktikler geliştiriyordu... Işte tam da bu sırada, paçaların-

dan aşağıya sıcak sıcak bir şeylerin süzülerek ayakkabılarına dolduğunu hissetti! Irkildi!..

çevresine bakındı, olayları ansızın kavrayamamıştı. Kendini toparladığında şaşkınlığı daha daartı!.. Küçük bir Alman köpeği!.. hani canım şu fino cinsinden, ufacık tefecik bir şey... Arka

ayağı havada, Hasan'ın bacağını hedef  almış septiriyor!.. "Hay it oğlu iti! sen de nerden çık-

tın şimdi?.." Fino istifini hiç bozmamış, septirmeğe devam ediyordu. Hasan dayanamadı:

"Ulan köpek oğlu, köpeği! işiyecek başka bir yer bulamadın mı? defol şurdan!" diyerek fino-

yu ayağıyla ittirdi... Bereket duldalık bir yerdeydi... Acaba gören olmuş muydu?.. Paçası, ço-

rabı iyiden iyiye ıslanmıştı... Biraz ilerde duran sakallı bir  Alman'la, yanındaki sevgilisi Ha-

sana bakarak gülüyorlardı! Her halde olanları görmüş olmalılar... Hemen yer değiştirdi. Sakal-lı ve yanındakinin göremeyeceği bir yere gitti, cebinden mendilini çıkarıp, paçalarını kuruladı. Mendili kaldırıp uzaklara bir yere attı... Birden canı sıkılmıştı!.. 704`te nerede kalmıştı?..

 

          Bir kanpana sesi...  köşesinden sıyrıldı... "Hayır!" bu beklediği tranvay değildi. Keşke

yaya gitseydi. şimdiye çoktan kahvede olurdu...

           Hasan yeniden paçalarında dolaşan bir şeyler hissetti. Sıcak bir nefesti bu. Başını eğip baktığında ne görsün:"Hay aksi şeytan!.." Farkında olmaksızın demin paçasına septiren fino-nun yanına gelip durmasınmı... Bu defa da fino gelmiş , demin septirdiği yeri, yani, Hasan'ın paçasını, koklamıyormu!.. Yok artık bu kadarına da, dayanılmazdı hani! Hasan'ın tepesi iyice attı:"Seni it oğlusu seni!.." diye finoya okkalı bir tekme savurdu!.. Bu defa finonun canı yan-

mıştı! Acı acı çemkirmeye, Hasan'a havlamaya başladı!.. Köpeğin sahibi yaşlı kadın, demin

olanları görmemişti... Bir yabancının, hem de bir Türk'ün, böyle barbarca, o canım köpeğine

vurması, tekme atması..! Affedilir gibi değildi. Buna asla izin vermezdi!.. Hasan'ın köpeğini

tekmelediğine oradadaki herkes tanıktı... Yaşlı kadın çok sinirlenmiş, bir yandan bağırıp, ça-

ğırarak Hasan'ı tehdit ediyor! Öte yandan  da,"polisss, polissss!" diye feryat ediyordu!..

Hasan'sa çat, pat Almanca'sıyla, deminki olanları kadına anlatmaya çabalıyor, "kabahatin kendisinde değil, fino da olduğunu" savunuyordu... Ama hem sahibinin Hasan'a kızdığını anlayanfinonun, havlayarak Hasan'a  saldırması!.. Hem de kadının yaygarası yüzünden bunu bir türlü başaramıyordu. Tek yapabildiği, bu iki laf anlamaz düşmana ve çevredekilere karşı, yarı

Türkçe, yarı Almanca, finonun suçlu olduğunu:"Fino macht çiş hier!" diye, oradakilerin anla-yamayacağı bir yığın laf ederek inanılmaz bir savunma yürütüyordu... Finoya vurduğuna çok-tan bin pişman olmuştu. Başının belaya girmesi işten bile değildi!.. Almanlar için köpeğin,

insanlar kadar değerli olduğunu, nasıl olup da unutmuştu...

        Meraklılar giderek artıyordu. Olayın tanığı sakallı'yla sevgilisi de ortalarda yoktu... şim-

di bu olanları polise nasıl anlatacaktı? Daha fazla rezil olmadan, acele bir çözüm bulmalıydı!..Birden Hasan'ın aklına şimşek gibi bir fikir geldi!.. Eğildi, finoyu okşamak, gönlünü almak

istedi... "Hay aksi hayvan!" özürden anlar gibi değildi. Hasan'a kızmıştı bir kere! demin ken-

dini tekmeleyen bu adama kırgındı! izin vermiyordu... Yaşlı kadınsa  işi yanlış yorumladı. Bu yabancının köpeğine yeniden bir zarar vermesinden korkdu!.. Hasan'ın finoyu sakinleştirmek

için yaptığı bu hamleyi gören kadın, daha fazla bağırıp çağırmağa, bu da yetmezmiş gibi, bir

de çantasındaki şemsiyesine sarılmasınmı!.. çevrede birikenlerin de homurdanması buna katı-lınca!.. Bütün bu gelişmeler işlerin giderek kötüleştiğine işaretti!..

         Nasıl olduysa, Hasan birden, yerdeki finoyu  kaptı!.. şimdi fino Hasan'ın kucağında!...

Hasan bir yandan finoyu tatlı tatlı okşuyor, bir yandan da yumuşak bir sesle mırıldanıyordu.

Fino da, Hasan'ın kendisine zarar vermeyeceğini anlamış, artık huysuzlanmıyor, hafiften

hafife kuyruk bile sallıyor... Bu yeni durum karşısında yaşlı kadın, çevredekiler şaşkın!

Daha demin yok yere, finoyu tekmeleyen bu yabancı, şimdi de, finoyu almış kucağına sevip, okşuyor, nerdeyse öpüp, koklayacak!.. deli mi ne?.. Oradakiler bu hale bir türlü akıl erdirememişlerdi... Her ne hal'se!.. Artık yaşlı kadın bağırmıyor!.. fino da havlamayı çoktan kesmişti...         Hasan ortalığın yumuşadığını hissedince, finoyu yavaşça yere bıraktı. çevredekilerin

şaşkın bakışları arasından süzülerek durağa yanaşan, 704 nulu tranvaya bindi... Tranvay kol-

tuğuna oturunca derin bir nefes aldı.

       Bu olanlardan sonra, kahveye gidip nutuk atmak olmazdı!.. Bir durak sonra tranvaydan

indi... Yürüdü, hayıma saptı...

        Berbat bir gündü! dişleri birbirine vuracak kadar zangır zangır titriyordu!..

 

 

19.11.1981

Düsseldorf

 

Erol Yıldırım

    


 
  
 
Sayfa : [ 42 ]
 


Bu Yazıya Henüz Yorum Yazılmamış!


Yorum Yaz
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Siteye Giriş Yapın!


En Çok Okunanlar
Neriman.. 1500
SEVGİL.. 1456
Karanlık Y.. 1375
KEREM GİB&.. 1359
KARNAVAL.. 1127
Höllü.. 915
Karanlık Y.. 903
İT OĞ.. 876
Küç&#.. 859
Bir Roman'ı.. 846

Son Eklenenler
.. 151
Karanlık Y.. 794
Karanlık Y.. 665
ALEVİ #.. 813
ALEVİ #.. 826
PİRSULTAN .. 726
KRAL ÇIBLA.. 513
ALMANYA ALMANYA.. 472
BİR DOKUN .. 443
AYŞE'N.. 597
Erol Yıldırım'ın Kişisel Web Sitesi www.erolyildirim.org -- Erol YILDIRIM'ın Önceki Sitesi

Powered by Aktif AJANS © 2020 
29.11.2020 05:15:07