"Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir." Montesquieu
"Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir." PANIN
"Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir." Sokrates
"Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır." Anonim
"Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir." Tales
"Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur." Eflatun (M.Ö.427-347)
"Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır." GOETHE
"Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur." Montesquieu
"Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır." Lao-Tzu)
Zanan seni değil, sen zamanı kullan. e.yıldırım
"kaldır at çöpe, bayatlamış hatanı akıllı ol koru şu gencecik sevdanı ballı olsun ki aşkın, tatlı kılasın akıp giden zamanı" Erol Yıldırım
Kaçan Zamana ağlayacağına, kaçırmadıklarınla övün... E.Y
Zamanla Lades tutum Gökyüzüne ellerim açıktı Aklımdaydı,ama hile yaptı "Aşkı" avucuma attı... Erol Yıldırım
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben. ŞEMS-İ TEBRİZ
$('#s7').cycle({fx: 'scrollLeft',delay: -3000});
Kategoriler
Deneme  (2)
Eleştiri ve Analizler  (8)
Mektup  (1)
Öykü  (8)
Roman  (0)
Şiir  (0)
Tiyatro  (1)
Ve Diğerleri  (1)
Karanlık Yüzü|

Karanlık Yüzü
 
Özet

Her şey Karanlık’la başlıyor bu romanda. Karanlık kendi dünyasında kendiyle başbaşa yaşayıp duruyor yüzyıllarca. Hiç birşeyin eksikliğini hissetmiyor. İstediğinde deniz oluyor, istediğinde toprak, rüzgar ya da ateş. canı hangi oyunu çekerse onu oynuyor. Bir de Aydınlık var tabii. O da kendi dünyasında, Karanlık`dan habersiz, kendisi ve yarattığı varlıklar… barış içinde yaşayıp gidiyor. Yüzyıllar böylesine sürüp giderken bir gün Karanlık, « olur ya belki bir gün işime yarar » diye bir kaya kovuğuna biraz toprak, biraz deniz, biraz rüzgar ve biraz da ateş koyuyor ve tekrar dalıyor oyununa. Kaç yüzyıl geçiyor aradan belirsiz ta ki, Karanlık birgün bu kaya kovuğunun içine bıraktığı oyuncaklarını hatırlayıncaya dek. Yeniden bu oyuncaklarına kavuşmak için yola çıktığında, hangi manzarayla karşılaşacağından tamamen habersiz. Oraya vardığında ne bıraktığı oyuncakları yerinde, ne de başka bir şey, karşısına çıkan, onu hayretlere sürükleyen ufacık ve çelimsiz bir Adam`ın ayak izleri, yani Karanlık’ın bıraktığı oyuncaklarından yaratılmış, küçücük bir minyatürü. Adam bulunduğu mağaradan çıkar çıkmaz yeni dünyaları keşfetme umuduyla koyuluyor yola. Her katettiği yol ona yeni şeyler öğretiyor. O yalnızca Karanlık’ın küçücük bir parçasıyken, artık çelişkileri de tanıyor, yani acıyı ve tatlıyı. Ve başlıyor Karanlık la aralarında bir kovalamaca oyunu. Adam kaçıyor, Karanlık kovalıyor. Yıllar süren bir kaçış ve kovalamadan sonra, Adam birden dalıyor Aydınlık’ın dünyasına ve Aydınlık’ın kucağına. Karanlık onun kaçışına izin verir mi hiç ?..
O da dalıyor Adam’ın ardından Aydınlık’ın dünyasına. Ve ne oluyorsa işte o anda oluyor. Karanlık Yüzü, kendı yüzü olan Aydınlık’la karşılaşıyor ve hemem kara sevdaya tutuluyor, tabii Aydınlık da farksız sayılmaz. O da vuruluyor Karanlık’a ve ikisinin arasında kocaman bir sevda alevleniyor. O anda kiyamet kopsa boş, ikisi de kendi dünyalarını unutuyor, düşüyorlar aşna fişnaya…
Artık ardında bıraktıklarını bambaşka günler bekliyor. Aydınlık`la Karanlık’ın dış dünyalarını unutmasını fırsat bilen, çelimsiz Adam, hemen bütün varlıklar üzerine eğemenliğini kuruyor. Gözdağı veriyor hepsine. Yusufcuk’u da emireri ilan ediyor.
Ve böylece başlıyor zalim hükümdarlığı. Adam hükümdarlığı boyunca, Aydınlık’ın ardında bıraktığı varlıklara eziyet ediyor ve tüketiyor çoğunun soyunu.
Karanlık`la Aydınlık bir gün aşna fişnalarını biraktıklarında, yeniden bir dünya ya göz- atmaya karar veriyorlar.
Aydınlık, Adam tarafından yaratıklarına yapılanları gördükten sonra, adeta yıkılıyor ve Karanlık’a hemen o Adam’ı yok etmesini emrediyor. Karanlık da Adam’ın dünyayı ne hale getirdiğine şaşıyor, ama bir türlü onu yok etmeye de kıyamıyor, ne de zalim olsa sonuçta Adam, Karanlık`ın bir parçası. Ve bir plân tasarlıyor kafasında.
Adam` sa, Aydınlık`la Karanlık’ın onun yaptıklarına göz yummayacağını, bütün olacakları sezinleyebiliyor.. Bu yüzden kaldığı Aden’i çaktırmadan terk etmeye karar veriyor. Karanlık’ın gücünü bildiğinden, zarar görmeyeceğini sağlayacak önlemler de alıyor.
Karanlık bir gün Aydınlık’ın uyumasını fırsat bilip plânını uygulamaya geçiyor. O ne Aydınlık`ı kırmak, ne de hep iltimas geçtiği bu küçük minyatürüne zarar vermek istiyor. Bu yüzden gücünün bir kısmını kullanarak bütün Aden’i fırtınalara boğuyor, yakıp yıkıyor, ama yine de Adam’a zarar gelmemesine özen gösteriyor...
Kim bilir ne kadar zaman sürüyor bu fırtınalar. Adam zar zor kurtarıyor canını.
Ama artık eskiden hüküm sürdüğü topraklar yerle bir olmuş, tanınmaz hale gelmiştir.
Ve işte o an kararını veriyor Adam. Yeni bir dünya yaratmaya ant içiyor. Karanlık’ın onda bulunan güçlerini kullanarak, yeni şeyler yaratmaya başlıyor. Bunu yaparken bir zamanlar Aydınlık’ın bir gün hüzünlenişinden sonra akan bir damla gözyaşını arakladığı,- belki bir gün kullanırım dediği- bu damlayı yarattığı herşeye biraz damlatıyor ve daha güzel şeyler elde ediyor. Dünyasında hiç bir şey eksik kalmıyor. Yarattığı varlıklara çoğalın emrini veriyor ve kendi gücü ve Aydınlık’ın gözyaşından arta kalan tüm damlayı da kullanarak kendine benzer bir eş yaratıyor. Bundan böyle bambaşka oluyor dünya. çoğalıyorlar. Bütün güzellikleri tadıyorlar. Ama bir gün Adam’ın oğulları arasında kıskançlık başlıyor ve büyüğü küçüğünü öldürüyor. insanlar ilk kez kötülüğü görüyorlar. Ve bundan sonra da bu kötülüklerin, fitne fesatın ardı arkası kesilmiyor. Önce Adam oğlu tarafından öldürülüyor ve sonra bu böyle sürüp gidiyor yüzyıllarca. Her başa geçen halkı eziyor ve halkta her başa gelene boyun eğiyor. Kaç kez tekrarlanıyor bu oyun bilinmez. Karanlık her defasında Adam’ı cezalandırıyor, Adam ise bu kaçış sonucu her defasında Aydınlık dünyaya dalarak, Karanlık’ı Aydınlık’a aşık ediyor ve faka bastırıyor.
 
şimdi bir dağ düşünün. Koskocaman bir dağ. Dağın iki yüzü var. iki yüzünde de zaman farklı. Ve iki yüzünde de ayrı serüvenler yaşanıyor. Bu yaşananlar Karanlıkla Aydınlık’ın dünyayı yine unutup kendilerini yine aşna fişnalara verişlerinin sonucu. Dağın bu yüzünde kadınlar var. Bu kadınlar dağın diğer yüzünde bambaşka bir yaşam umuyorlar, bu yüzden yüz yıllar boyunca dağın diğer tarafına geçebilmek için mücadele veriyorlar. istedikleri tek şey, Kral’ın zalim hükmünden kurtulup, kendileri ve çocukları için özgürlüğü bulabilmek. Hükümdar bu güne kadar gelmiş geçmiş en zalim Kral. Gençlerin kanıyla besleniyor ve beyinlerini yiyor. Sıra dağdaki gençlere geldiğinde, babaları Kavga başkaldırıyor ve ne olursa olsun çocuklarını Kral’a kurban etmeyeceğine ant içiyor. Kral’a başkaldırmak da ne demek oluyormuş. Kimin haddine. işte bu yüzden Kavga ve Kral arasında yüzyıllar sürecek bir savaş başlıyor...
Dağın bu tarafı da diğer tarafından farksız. Bu tarafta da Cemile ve gerilla arkadaşları sisteme karşı mücadele veriyorlar. Evet Cemile… “Elveda Kavga Merhaba Sevda” nın rugan pabuçlu, tüvistli, Tomblanej’li kızı hani. işte o Cemile artık dağa çıkmış bir kadın gerilla. Ardında bırakmış tüm sevdiklerini, Cem’i ve Devrim’i. Geçmişi içinde… Yanında silah arkadaşlarıyla, bunlardan biri de Zuhal. O da önce bir otel odasında günlerce Cem’le aşk yaşamış ve sonra Almanya ya gidip Aloş`la tanışmıştı. Hani Höllük Romanının Kahramanı, Aloş la Neriman’ın ayrılmasına neden olan kız, o işte. Aloş’un sayesinde derneklere ilgisi artmış ve sonunda o da örgüte karışmış. Sonra Aloşla yolları ayrılmış ve Türkiye ye daha büyük örgütlerle iş yapabilmek için gelmiş. Ve şimdi Cemile ile birlikte dağda. Aloş`la Neriman darmadağın. Devrimle ilişkileri kopuk.
ikisi de bir boşluk içinde adeta. Aloş, Zara adında bir tiyatro öğrencisiyle beraber, ama aradığı bu değil… Cem ise hapishaneden çıkınca kendiyle hesaplaşıyor önce ve sonra yıllarca avare avare dolaşıyor. Ve en sonunda oğlu Devrimi bulmaya karar veriyor... Bir çıkmazı yok gibi bütün bunların. Cemileler için bir dönüş yolu yok artık. Her gün birileri can veriyor çatışmalarda. Cem, Neriman ve Aloş desen hepsinin durumu aynı… Dağın diğer tarafında da durum farksız. Kavga ile Kral’ın bitmez tükenmez savaşı her gün yüzlerce gencin ölümüne neden oluyor. Bu arada Kavga da esir düşüyor. Artık herşey bir çıkmaz içinde. Bir şeyler yapılmalı, ama ne?.. Dağın iki yanında da durum vahim. Artık her şey göklerden gelecek bir mucizeye bakıyor…
 
Ve… işte beklenen mucize. Yaradılıştan günümüze en önemli tarihçi Yusufcuk Karanlık ve Aydınlık’ın huzuruna çıkıyor ve dünyadaki durumu onlara anlatıyor. Son kez yardım etmelerini rica ediyor. Aydınlık bu sefer kararlı, kendi alacak bu sefer ki görevi üzerine. Bu defa Karanlık’a bırakmıyacak işi. Ama ne yapmalı?.. Nasıl razı etmeli Karanlık’ı buna… Ve yine her zamanki kurnazlığıyla bir plân kuruyor.
Plân başarıyla sonuçlanıyor. Evet Aydınlık bu defa kendi düzeltecek durumu, çünkü girdikleri bahsi o kazanıyor.
Ve sabırsızlıkla beklenen an gelıyor... Aydınlık bir gece dünya ya , yani dağın tepesine iniyor.
Herkesi bir araya topluyor. Kral, Kavga, Cemile, Başkan, Komutan, Cem, Aloş, Neriman ve Zuhal. Her birinden hesap soruyor ve uzun süre tartışmalar yapılıyor.
Ya sonra?.. Aydınlık her birine bir parça sevgi ve aydınlık veriyor. Sabah uyandıklarında her biri bambaşka insanlar olup çıkmışlar… Bir günde bütün dünya değişiyor. Karanlık Yüzlerini keşfediyor her biri. Peki bu Karanlık Yüzü nedir?.. Neden dünya böyle bir çıkmaza yönelirken birden düzelebiliyor?... Kahramanlarımız, Karanlık Yüzü keşfedince neler oluyor?.. Eğer bütün bunları merak ediyorsanız, bu romanı okumalısınız. Belki Karanlık Yüzü`nün ne olduğunu görecek, belki de kendi Karanlık Yüzü`nüzü keşfedeceksiniz.
 
Düşünün bir kere!.. Bu yalnızca yüzeysel bir özet... Roman bütün bunları ve bunun ötesinde bir çok şeyi en ayrıntılı ve güzel şekilde anlatıyor. Bu özetlemeye çalıştıklarım yalnızca Adam’ın Karanlık’ın minnacık bir minyatürü oluşu gibi, romanın ufacık bir mınyatürüdür.
 
Kezban Yedikule

 
  
 
Sayfa : [ 35 ]
 


Bu Yazıya Henüz Yorum Yazılmamış!


Yorum Yaz
Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Siteye Giriş Yapın!


En Çok Okunanlar
Neriman.. 1499
SEVGİL.. 1456
Karanlık Y.. 1375
KEREM GİB&.. 1358
KARNAVAL.. 1126
Höllü.. 914
Karanlık Y.. 903
İT OĞ.. 875
Küç&#.. 858
Bir Roman'ı.. 846

Son Eklenenler
.. 151
Karanlık Y.. 794
Karanlık Y.. 665
ALEVİ #.. 813
ALEVİ #.. 826
PİRSULTAN .. 725
KRAL ÇIBLA.. 513
ALMANYA ALMANYA.. 472
BİR DOKUN .. 443
AYŞE'N.. 596
Erol Yıldırım'ın Kişisel Web Sitesi www.erolyildirim.org -- Erol YILDIRIM'ın Önceki Sitesi

Powered by Aktif AJANS © 2020 
29.11.2020 04:08:10